Dogonlar, Mali'de yaşayan Batı Afrikalı bir halktır. Toplam nüfusun %4'ünü oluşturan Dogonlar, Nijer-Kongo dili konuşur; tahıl yetiştiriciliğiyle geçinirler. Ayrıca ağaç ve deri işçilikleriyle ünlüdürler. Dinlerinde toprak kutsal sayılır ve din adamları, halk ile toprak arasında iyi bir ilişki sağlamakla yükümlüdürler. Mirasta erkek çocuğa öncelik tanınır; evlenen çiftler erkeğin ailesiyle birlikte yaşarlar. Çok karılılık yasal olmakla birlikte, pek yaygın değildir.[1] Dogon toplumlarında ilk ateşi bulan, insanlara tarımı ve hayvancılığı öğreten ilk demircidir ve Dogonlar'ın mitlerine göre kahraman, demirci kılığına girip, yeryüzüne inerek insanları uygarlaştırmıştır.[2] Dogon kabilesi, Mali Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Totemleri bulunan bu kabile; astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri ile herkesi şaşırtmaktadırlar. Bu kabile, çadırlarda yaşayıp avcılıkla geçinmektedir.[3] Bugün yasayan Dogonlar'ın sayısı en fazla birkaç yüz bin kadar ve bunlar antropologların yoğun incelemelerine sadece 1930’lardan beri tabi tutuldu. Dogonlar'ın bazı mitolojik öğeleri, antik Mısır uygarlığındaki efsanelerle benzeşiyor ve bir kısım antropolog, Dogonlar'la antik Mısır uygarlığı arasında zayıf bir kültürel bağ olduğunu öne sürüyor.[4] Bu kabileden olan insanlar, eski zamanlardan beri mağara duvarlarına ve kayalıklara resim yapıyorlar. Bu resimlerde genellikle maske, insan, hayvan ve bitki figürlerine yer veriyorlar. Resimlerinde kırmızı, beyaz ve siyah renkler kullanıyorlar.[5] Dogonlar, evlerini kerpiçten ve taştan yaparlar. Bu evlerin bir kısmının çatıları koni şeklinde olup sazdan yapılır. Yukarıdaki fotoğrafta bir Dogon köyünü görüyorsunuz.[6] Dogonlar ayaklarına bağladıkları uzun sopalar üzerinde dans ederler. Bu danslar sırasında yüzlerine maske de takarlar. Bu fotoğrafta da maske takmış tören dansçılarını görüyorsunuz.[6] Dogon Kabilesi ve Sirius Kültü Afrika’nın ücra bir köşesinde, siyah kıtanın tarım ve hayvancılıkla uğraşan milyonlarca zencisi gibi sade bir yaşantı sürdüren, kendi halinde bir kabile olan Dogonlar, hiçbir teknolojik imkana sahip değildir. Çadırlarda yaşayan ve hiçbir gelişmeden yararlanamayan bu kabileyi ilk araştırmak isteyenler; ilkellerin dünyasını, Avrupa’ya ve Amerika’ya tanıtmak için oraya gitmişlerdi.[7] Evet… Bu ilkel kabile insanları nasıl yaşıyorlardı… İlkellerin dünyasına gidip, geçmişe bir yolculuk yapalım diyerek bazı araştırmacılar, balta girmemiş ormanların deriliklerine dalmışlardı… Bu amaçla yola çıkılmıştı ama kendilerini orada hiç akıllarına bile getiremeyecekleri ve insanın tüylerini ürperten bir takım şeyler bekliyordu… Orada karşılaştıkları şeyleri, birçok bilim adamı günümüzde hala açıklayamamaktadır… Oraya giden araştırmacılar, ilk olarak onların mitolojik bilgilerini gözden geçirmeye başladılar. İşte her şey ondan sonra başladı… Çadırlar içinde yaşayan ve avcılıkla beslenen bu ilkel insanlar! : Dünya gezegeninin hareketlerini, Güneş’in hareketini, Jüpiter’in uyduları olduğunu, Satürn’ün halkası olduğunu ve Ay’da kraterler bulunduğunu bilmekteydiler… Bunları nereden öğrendikleri sorulduğunda ise verdikleri cevap, insanın kanını donduruyordu: “… Atalarımızdan öğrendik…” Bu bilgileri; Teleskop gibi yüksek bir teknolojinin ürünü olan, araç gereçler olmadan bilebilmek imkansızdır. Oysa Dogonlar; ne teleskopa, ne de gözlem evine sahip değillerdi… Herhangi bir yazı çeşidi kullanmayan Dogonlar; Atalarından öğrendikleri sırları, kendilerine özgü sembolik şekillerle muhafaza etmişler ve bu sembollerin anlamlarını kuşaktan kuşağa sözel olarak aktarmışlardı. Dogonlar’ın Evren hakkındaki binlerce yıldır bildikleri bilgileri; bugünkü Astronomi bilgilerimizle hemen hemen aynıydı. Örneğin: 8,6 Işık yılı uzaklıkta bulunan Sirius Yıldızı’nın çift yıldız sistemi olduğunu, Akcüce olan bileşeni Sirius-B’nin çok ağır bir yıldız olduğunu, Spiral galaksimizin dışında, başka Spiral galaksilerin de bulunduğunu da bilmekteydiler. Şunu da unutmamak gerekir ki; Galaksilerin spiralliği konusundaki ilk kanıt, Mont-Wilson gözlemevinden Astronom Hubble tarafından 2,5 m’lik bir teleskopla, Andromeda Galaksisi’nin fotoğrafının çekilmesiyle 1924’te elde edilebilmişti…[7] Dogon kabilesi mensuplarının, Sirus yıldızının çift yıldız olduğunu bildikleri Fransız araştırmacılar Marcel Griaule ve Germaniae Dieterlen tarafından tespit edilmiştir.[8] Eskiler, bu parlak yıldızın arkasında, gölgede kalmış, “gölge yıldız”, daha küçük olan kara bir yıldız olduğunu bilirler. Bu yıldız, daha güçlüdür, ve her +50 yılda oval bir yörüngede döner, Sirius’un titremesine, ve diğer bütün yıldızlardan daha fazla parıldamasına neden olur. Bütün yıldızlar parıldar, ama hiçbiri onun gibi olamaz. Bu eski kabile, sadece onun orada olduğunu bilmezler, +50 yıllık döngüsünü ve bu döngünün yuvarlak değil de oval olduğunu bilir. Eski kaynaklarında, üç-boyutlu realiteden iki-boyutlu tasvire yerleştirilmiş olarak Sirius’un ve gölge yıldızı Sirius B’nin hareketlerinin çizimleri vardır.[9] Dogon Kabilesi, ayrıca bilim adamlarının henüz bulamadıkları bir Sirius-C olduğunu da ileri sürmektedirler.[3] Kabilenin öne sürdüklerine göre, Sirius’un, her 50 yılda bir onun yörüngesini dolaşan (Temple bunu elips seklinde bir yörünge olduğunu belirtiyor) karanlık, gözle görülmeyen bir arkadaş yıldızı var. “Sagala” adını verdikleri ve yeryüzünde bulunmayan bir metalden yapılmış bu arkadaş yıldızın çok küçük ve çok ağır olduğunu söylüyorlar.[4] Dogonlar, 86 ışık yılı uzaklıkta bulunan Sirius Yıldız Sistemi'nden gelenler tarafından eğitildiklerine inanırlar. Ancak böylesine ilkel bir kabilenin Sirius Yıldızı Sistemi'nin varlığını nasıl bildiği büyük soru işaretidir. Ayrıca bu kabile, Sirius Yıldız Sistemi'nin yoğunluğu ve çevreleyen diğer yıldızlar hakkında da bilgi sahibidir. Dogonlar'a göre Sirius B Yıldızı'nda bir kaşık madde yaklaşık 5 ton ağırlığındadır.[10] Dogonlar’ın bildikleri, bildiklerinin sadece bir kısmıdır. Dogon rahiplerinin, tüm sırlarını açıklamadıkları konusunda, araştırmacılar fikir birliği etmişlerdir. Gerekli hiçbir teknik araca sahip olmayan ve uygarlığımızın ancak 1930’larda temasa geçtiği Dogonlar bu kadar bilgiyi nereden elde etmişlerdi? Bu soru, 1930’dan beri birçok bilim adamının kafasını kurcalayan ve Dogon’ların bilgilerinde; Dünya dışı bir köken görmek istemeyen bilim adamlarınca, hala açık bir cevap verilememiş bir sorudur… Buna karşılık; Dogon’ların bilgilerini Dünya dışı bir kökene bağlayan birçok araştırmacı, Dünyamızın geçmişte, Sirius sistemindeki bir gezegenden kalkan ve Işık hızına yakın bir hızda yolculuk yapan, bir Uzay gemisince ziyaret edildiği görüşünde birleşmiş bulunmaktadırlar. Bu görüşü, Dogonlar’ın da desteklediği görülmektedir. Çünkü Dogonlar, Uzay gemisiyle inen mitolojik bir Atalarının soylarından geldiklerini söylüyorlardı.[7] Diğer yandan Afrosantristler (Afrikalı insanların önemini vurgulayan dünya görüşüdür), Dogonlar’ın Sirius B’yi teleskoba ihtiyaç duymadan görebileceklerini iddia ederler çünkü gözlerindeki melanin miktarı nedeniyle Dogonlar’ın özel bir görme yeteneği vardır.[11] Tabii ki ortada, Dogonlar'ın ne özel görme yeteneklerine ne de teleskobu olan siyahi Mısırlılardan bilgi aldıkları iddiaları gibi aynı derecede mantıksız görüşlere dair kanıt bulunmamaktadır.[12] Ve bu "Uzaylı Ataları"nın geldikleri yıldızı da açıkça ifade etmekteydiler: SİRİUS-B… Ve işin en ilginç tarafı da; bu yıldızı Mitolojik sembollerinde, bir “Kurt” başıyla sembolleştirmişlerdi. Şimdi sıkı durun… İşin bir başka ilginç yanı da; günümüz Astronomi Bilimi’nin, Sirius Yıldızı’nın bağlı bulunduğu takım yıldızına, gökyüzündeki görünümünden dolayı “Büyük Köpek Takım Yıldızı” adını vermiş olmasıdır!... Ne dersiniz, bütün bunlar sadece basit bir tesadüf mü? [7] Dini İnanışları Afrika kabilelerinin çoğunda olduğu gibi Dogonlar'ın geçmişi de oldukça karanlıktır. Dogonlar'ın şu anda yaşadıkları Bandiagara Platosu’na 13. ve 16. yüzyıllar arasında yerleştikleri tahmin edilmektedir. İnsanbilimcilerin çoğu Dogonlar'ı “ilkel” olarak tanımlasalar da Dogonlar batı teknolojisine karşı olan ilgisizlikleri bir yana zengin ve bir o kadar da karmaşık bir dine ve yaşam felsefesine sahiptirler.[13] Dünya çapındaki yerli kabileler kendi sözel tarihlerinde, gökyüzü varlıkları tarafından ziyaret edildiklerini ve genetik olarak güncellendiklerini anlatırlar. Dogon kabilesi, yıldız ziyaretçilerine "Nummo" (Nommo) adını verir. Avustralya'nın Aborijinleri de onları yaratan ve yaşamaları için yasalar veren gökyüzü varlıkları "Wandjina"dan bahseder.[14] Dogonlar'ın kozmogoni anlayışında yıldızların oluşumu son derece kanlı sahnelerle simgeselleştirilmiştir. Dogonlar'da evren, "Amma" adlı tek bir tanrının sözüyle yaratılmış bir zerreden doğmuştur. Bu küçük şey dünyanın yumurtası denen geniş bir rahim meydana getirmiştir. Bu etene iki ikiz öğeye bölünmüştür. Eteneler bu iki çifte yaşam vereceklerdir. Fakat yumurtalardan birisinden erkek olan Ogo erken çıkar. Ogo, evrene tek başına hükmetmek için diğer yumurtaları çalar. Fakat bu hırsızlık evrende kaosa neden olur. Bu kaosun diyeti Ogo’yla aynı ruhtan olan ikizi Nommo semu’nun kurban edilmesiyle ödenir. Ardından, kurban işlemini gerçekleştiren Nommo tittiyayne sünnet edilir, göbek bağı kesilerek etenesinden ayrılır. Çift olan eteneyi arındıran ameliyatlardan Sirius yıldızı doğar. Sünnette akan kan, merkezden güneye doğru yol alır ve orada Venüs doğar.[15] Mit, Ogo ve Nommo arasındaki çatışmalarla ve bu çatışmalar sonucunda ortaya çıkan yer ve gök cisimlerinin oluşumunun anlatımıyla devam eder. Burada, Ogo’nun neden olduğu kaosun yok edilebilmesi için kurban yöntemine ve düzenin yeniden sağlanabilmesi için akan kanın arındırıcılığına ihtiyaç duyulması dikkat çekicidir. Anlatının sonunda bir olay daha gerçekleşmektedir. Bu bölümde Amma, Ogo’yu erken kurban ettiğini anlar ve onu yeniden diriltme çabasına girer. Bunu da gene bir dizi sembolik kan akıtma ritüeliyle gerçekleştirir. Burada dünyadaki yaşamın tümünü temsil eden kurbanın kanı üzerine akar. Bu durum, akan kanın ön yaratının belirtisi olan kadınlardaki aybaşı kanamalarıyla bir tutulmuştur. Aslında gelecekteki yaşamı sağlayan ‘yeryüzünün aybaşısıdır’ [16] Dogonlar'ın bütün canlıların hem dişi, hem erkek olarak yorumlandığı zengin bir mitolojileri vardır. Oldukça gelişmiş sanat yapıtları arasında, ağaçtan yaptıkları maskeler ünlüdür. Dinlerinde atalar kutsal sayılır.[1] Dogonlar, sahip oldukları bilgilerin çoğunu sembollerle anlatmışlardır ve bu sembollerinin temelinde Nommo'lar diye adlandırılan ve dünyayı uygarlaştırmak için uzaydan geldiğine inanılan hem karada hem de suda yaşayabilen varlıklardır. Dogon rahiplerine göre eski zamanlarda Sirius sistemindeki bir gezegenden dünyaya inen Nommolar, sahip oldukları bilgileri o zamanki rahiplere öğretmiş onlar da bunları yeni kuşaklara anlatmışlardı. Nommolar, dünyanın yaratıcıları olduğu kadar insanoğlunun ataları ve ruhsal ilkelerin koruyucuları “yağmuru yağdıran güçlerin ve suların mutlak sahipleri” idi.[13] Dogonlar'ın yaratıcı tanrısı "Amma"nın cennet ve suyla yakın ilgisi vardır. Onun yılan şeklindeki çocuğu Nommo, suya ve asıl söze katılarak, kozmogonik dürtünün en aktif ve başarılı vekilleri olmuştur. İlk cinsiyetin doğumuna katkıda bulunarak, ilk ataların doğmasına imkan yaratmışlardı. Sonrakiler Nommo’nun saygınlığını kazanarak, suyla yakın bağlarını korumuşlardı. İlk ölü insanı yedikten sonra, içlerinden bir tanesi suyu kusarak, seller ve havuzları n şekil öncesi, beş nehrin kaynakları ve doğruların sularla toplumu temel yapılarıyla kurmuştur.[17] Eski yazılara ve efsanelere göre, Babil’in kurucusu Nemrud’du. Güçlü Tiran Nemrud, bir dev olarak tasvir edilir. Arap inançlarına göre, Baalbek-Lübnan’deki her biri 800 tonluk üç taşı ve ilginç yapıları inşa eden veya ettiren Nemrud’du. Nemrud ve karısı Kraliçe Semiramis “Titanlar” diye bilinen bir kan bağından geliyorlardı. Bu devler veya Titanlar ırkı, Nuh’un soyundan geliyordu. Enoş kitabında tasvir edilen bebek, aşırı beyaz teni ile “Gözetleyici insan melezi” bir yaratıktı. Nemrud, Dogon kabilesi’nin yarı-insan yarı-balık tanrısıydı.[18] Dogonlar üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamı Robert Temple, bir Nommo uzay gemisinin gelişini ve dönerek yere inişini simgeleyen resimler bulmuştur. Geminin Dogon ülkesinin güneydoğusuna indiği söyleniyordu. Dogon rahipleri geminin inişini tanımlarken onun kuru toprağa indiğini ve oluşturduğu girdap dolayısıyla bol miktarda toz kaldırdığını anlatmaktadırlar.[13] Temple, Dogonlar tarafından düzenlenen tuhaf, bazı astronomik inançları listeler. Dogonlar, Güneş merkezli sistem ile astronomik fenomenlerin eliptik yörüngelerine inanırlar. Diğer pek çok şeyin yanında, Satürn’ün halkalarına ve Jüpiter’in uydularına dair bilgi sahibi gibi de görünüyorlar. Eğer dünya dışından gelen ziyaretçilerden değilse, bu bilgiyi nereden aldılar diye soruyor (Temple)? Teleskopları veya diğer bilimsel ekipmanları yok, o zaman bu bilgiyi nasıl elde ettiler? Temple’ın yanıtı ise bu bilgiyi uzaydan gelen amfibik uzaylılardan aldığı yönündedir.[12] Carl Sagan, Dogonlar'ın gelişmiş bir uygarlıkla iletişim kurmadan bu bilgileri elde edemeyeceği konusunda Temple’ye katılıyordu. Fakat Sagan, bu uygarlığın dünya dışından değil de dünyadan olduğunu öne sürüyordu. Belki de bu kaynak Temple’ın kendisi ve Griaule’den öğrendiği desteksiz spekülasyonlardı ve bu açıklamaları röportaj yaptığı biri olan Ambara ve tercümanından aldığı bilgilere dayandırıyordu. Sagan’a göre, Batı Afrika bugüne kadar Dünya’nın çeşitli yerlerinden gelen, teknolojik toplumlara ait pek çok ziyaretçiyle karşılaştı. Dogonlar'ın gökyüzü ve astronomik fenomenlere dair geleneksel bir ilgisi var. Eğer bir Avrupalı 1920’lerde veya 30’larda Dogonlar'ı ziyaret etseydi, Dogonlar'ın Mitolojisinin merkezini oluşturan en parlak yıldız olan Sirius yıldızı ve benzeri astronomik olaylardan konuşmaların olması son derece mümkün. Hatta 1920’lerde bilimsel basında Sirius’la ilgili pek çok tartışma vardı, böylece Griaule ziyaret edene kadar Dogonlar'ın 20. yüzyıl bilimsel meseleleriyle alakalı birtakım temel bilgilere, Dünya’nın çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçiler aracılığıyla sahip olması da son derece mümkün.[12] Dogonlar, Sirius’lu gezginlerin birgün geri döneceğine inanmaktadırlar: “Göklerde bir yıldız belirecek ve bu Nommo’nun yeniden dirilişinin işareti olacak.” der bir yazıt. [13] Sanat Dogonlar, uzun süre kendi öz kültürlerini korumuşlardır. Yalnız dini konulardan ilham alan sanatları sert ye sadedir. Çok az olmakla birlikte en çok dikkati çeken eserleri ağaç gövdelerine oydukları yan yana oturmuş çiftleri veya iri yapılı hünsaları tasvir eden eserlerdir. Bunların vücut kısımları dövme veya mücevherlerle işlenmiş olup zenci sanatının şaheseri sayılırlar. Kolay kırılabilen yumuşak tahtalardan yapılan ve totem saydıkları hayvanların yüzlerini (antilop, panter, timsah) canlandıran maskelerde dünyanın yaratılışı efsanesi anlatılır. Dikdörtgenler prizması şeklinde olan bu maskelerin uzun lata biçiminde bir tepeliği vardır. Bunların bazılarına Kunga denilir. Dogonlar'da, tütün kutuları, pencere kapakları, asma kilit gibi süslü eşyalara da rastlanır.[19] Üstte Mali'nin Dogon Kabilesi'ne ait "Oturan Çift" heykeli bulunuyor. Nommo'nun Gemisi "Nommo’nun Gemisi", Dogon yerlilerinin mitolojisinde Sirius yıldız sisteminden Dünya gezegenine “gönderilenler”i ifade eden bir terimdir. "Nommo’nun gemisi" terimi, Dogon inanışında, kimi zaman Sirius sisteminden Dünya’ya gelen maddi bir uzay gemisinden söz ediliyormuş gibi, kimi zaman da manevi anlamlar içeren bir sembol olarak kullanılmaktadır. Kuşaktan kuşağa aktarıla gelmiş Dogon geleneklerine göre, bu gemi, insan soyunun birer imalat olan atalarını içermektedir. Fakat atalar gemiye insan formunda değil tohum halinde koyulmuşlardır; geminin Dünya’ya iniş yolculuğu boyunca, embriyonun, insan cenininin ana rahminde geçirdiği oluşum evrelerini andıran çeşitli dönüşüm evreleri geçirirler ve gemi yeryüzüne konduğunda gemiden insan biçimine gelmiş olarak çıkarlar. Altmış bölmeli bu gemi yalnızca ataları değil, 22 kategoride sınıflanan “yaratılış unsurları”nı ve “kelâm”ı da içerir. Gemideki bölmelerde tüm varlık türleri ve “oluş usulleri” vardır; fakat bunların yalnızca bir kısmı yeryüzüne indirilmiştir, dolayısıyla insanlar yalnızca bir kısmını bilmektedir. Dogon tradisyonunda Nommo’nun gemisiyle ilgili olarak belirtilen inanışlar şöyle özetlenebilir: 1. Tanrı Amma dört erkek insanı dört unsurdan oluşturdu. 2. Amma bu dört erkek insanın dişi ikizlerini de yaptı. En yüksek gök katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi. Bu dört çift insanlığın “Oğullar” denilen sekiz atası oldular. Onlar O-nommo’nun oğulları olarak kabul edilirler. O-nommo’nun plasentasının temsilcisi Sirius-A yıldızıdır. 3. Bu “Oğullar”, gemiye tohum halinde koyuldular. 4. İniş hareketine geçmeden önce gemiye Sirius-B yıldızından po tohumu yüklendi. Amma’nın po’ya yerleştirdiği ve po’nun gemiye boşalttığı yaratılış unsurlarının oluşturduğu bütün 22 kategoriden oluşur. 5. Amma, zamanı geldiğinde, tüm yaratmış olduklarıyla dolu gemiyi rahminden çıkarttı ve yeryüzüne indirtti. 6. Gemi yeryüzüne sekiz dönemde (aşamada) indi. 7. İniş hareketi sırasında “parlayan Sirius-A yol gösterdi”. Yıldızların ilki, başlangıcı, en yüksek ‘Gök katı’nın merkezini kaplayan, “yıldızların direği” olan Sirius-B yıldızıdır; Amma’nın rahminden çıkan yıldızların sonuncusu ise, “alemin göbeği” ve “O-nommo’nun göbek kordonunu temsil eden” Sirius-A yıldızıdır. Geminin iniş yolculuğu sırasında insanlar Sirius-A’nın parladığına tanık oldular. 8. Gemi, inişi sırasında bir ufuktan ötekine kadar tüm göğü kaplayan bir yay oluşturmuştu. 9. Gemi yere konduğunda ise insanlar ilk kez Güneş’in doğuşuna tanık oldular. 10. “Güneş doğduktan sonra Sirius yol gösterdi.” Güneş sistemimiz Sirius sistemi ile evlendi. 11. Oğullar en yüksek gök katından O-nommo ile çıktılar, iniş yolculuğunda anagonno-bile oldular, yeryüzüne konarken anagonno-sala oldular, yürümek için gemiden ayrıldıklarında ise “kişiler” haline geldiler. Gemi yere konduğunda dünyasal kirli toprak ile Nommo’nun saf toprağı karşılaşmış bulunuyordu. 12. Geminin asılı olduğu zincirin ucu Amma’nın elinde bulunuyordu. Bu zincir, Amma’nın “Oğullar” ve soylarından gelenler arasına yerleştirdiği çözülmez bir bağdır. O-nommo aldığı kelâmı bağırarak bildirmesinden sonra, kelâmı insanlara aktarmakla da görevliydi. 13. Geminin 60 bölmeli içeriğinden şimdiye dek insanlara ancak 22 kategorisi açıklanmış, verilmiştir. Kelâmın insanlığa gelecekte aktarılacak kısmı Dünya’yı değişikliğe uğratacaktır. Nommo “kelâm” günü yine ortaya çıkacaktır. Bir zaman gelecek, Sirius-B yıldızı vaktiyle po tohumunun parıldamış olduğu gibi parıldayacak ve belirli bir dönem boyunca görünür olacaktır.[20] Dogon Kabilesi İle İlgili Resimler

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 4 Ekim 2016 Salı
0 yorum
categories: | edit post

Güneş sistemini an itibarıyla üç boyutlu izlemek ister misiniz; linke tıklayın  http://web.sponli.com/en/3d/

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 27 Kasım 2013 Çarşamba

İki tavuk alış veriş için markete gitmişler. Tavuklardan birisi - Koş koş bak ne göstericem, diye diğerini yanına çağırmış. Karşıdaki çift sarılı, tanesi 70 kuruş yazılı büyük yumurtaları göstererek, - Baaaak ben yaptım demiş. Diğeri de az ileride duran tanesi 50 kuruş yazılı normal yumurtaları gösterip, - Bunlar da benim, aslında bende çift sarılı kocaman yumurta yapabiliyorum ama kocam 20 kuruş için kıçını yırttığına değmez, dedi.

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 13 Kasım 2013 Çarşamba
0 yorum
categories: | edit post

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet, bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakında ki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı: “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış”;

Fizikçi: “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş”;


Jeolog: “Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış”;

Matematikçi: “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış”;

Antropolog: “Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarı kurmuş.” der.

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:

“Boru yetmedi de efendim!”


İNSANLARI ANLAMAK ZORDUR... HERKES KENDİ MERKEZİNDEN BAKAR, DOĞAL OLARAK "KENDİ MERKEZLİ" GÖRÜR... NE KADAR FARKLI BAKARSAK BAKALIM, ORTAK PAYDAMIZ İNSAN OLMAKTIR VE İNSANIN İNSANLIĞA İNSAN OLMAKLA GETİRDİĞİ BİR BORCU VARDIR, HOŞGÖRÜ VE ADALET...

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 14 Ağustos 2013 Çarşamba

Temel'e içinde BUKALEMUN kelimesi olan bir cümle kur demişler.Temel de : '' Ha BU KALEMUN burda ne işi vardur '' demiş.

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 18 Aralık 2012 Salı
0 yorum
categories: | edit post

Şems-i Tebrizi'nin 40 Kuralı
( Gönlü Geniş Ve Ruhu  Gezginlerin Kırk Kuralı )

- Birinci Kural:
Yaradanı hangi kelimelerle  tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi  öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende  korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk,  merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut  demektir.

- İkinci Kural:
Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl  işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. 
Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

- Üçüncü Kural:
Kuran  dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni  mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki  kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

- Dördüncü Kural:
Kainattaki  her zerrede Allah' ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde,  kilisede, havrada değil, her yerdedir.
Allah' ı görüp yaşayan olmadığı gibi,  O' nu görüp ölen de yoktur. Kim O' nu bulursa sonsuza dek O' nda kalır.

-  Beşinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
Akıl temkinlidir.  Korka korka atar adımlarını.
"Aman sakın kendini" diye tembihler. 
Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, ko gitsin! "
Akıl  kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
Halbuki  hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte  var!

- Altıncı Kural:
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin  çoğu dilden kaynaklanır.
Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
Aşk  diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

- Yedinci  Kural:
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını  duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin.
Kendini ancak bir başka insanın aynasında  tam olarak görebilirsin.

- Sekizinci Kural:
Başına ne gelirse gelsin  karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği  gizli bir patika açar.
Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice  cennet bahçeleri var.
Şükret! İstediğini elde edince şükretmek  kolaydır.
Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

- Dokuzuncu  Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak  demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül  edebilmektir.
Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer,  hazmeder.
Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman  gerekir.

- Onuncu Kural:
Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya  da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
Kendi  içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

- Onbirinci Kural:
Ebe  bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol  açılmaz.
Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara,  sancılara hazır olman gerekir.

- Onikinci Kural:
Aşk bir seferdir. 
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa  değişir.
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

- Onüçüncü  Kural:
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca  şeyh şıh var.
Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp  kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran  olmaya değil.

- Ondördüncü Kural:
Hakk' ın karşına çıkardığı  değişimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle  beraber aksın.
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe  etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi  olmayacağını?

- Onbeşinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi  tamama erdirmekle meşguldür.
Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat  eseriyiz.
Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi  gidermemiz için tasarlanmıştır.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü  beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

- Onaltıncı  Kural:
Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır.
Zor olan hatasıyla  sevabıyla fani insanları sevmektir.
Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği  ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü  yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla  sevebilirsin.

- Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta değil içte,  kisvede değil kalpte olur.
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse  görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik  kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

- Onsekizinci Kural:
Tüm  kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
Şeytan,  dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir  sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki  nefsini bilen Rabbini bilir.
Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan  insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

- Ondokuzuncu  Kural:
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla  kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün  değildir.
Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı,  sevin.
Yakında gül yollayacak demektir.

- Yirminci Kural:
Yolun  ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece  atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden  gelir.

- Yirmibirinci Kural:
Hepimiz farklı sıfatlarla  sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç  şüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını  başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık  etmektir.

- Yirmiikinci Kural:
Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi  mi orası ona namazgah olur.
Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona  meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan,  suret ile yaftalar değil.

- Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat  elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi  oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için.
Kimisi eline  alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
Ya aşırı kıymet verir,  ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıktan uzak dur.

- Yirmidördüncü  Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en  şereflisi,
atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu  hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düşse,  iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek,  gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

- Yirmibeşinci  Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada  mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak,  cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede  ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

- Yirmialtıncı  Kural:
Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle  birbirine bağlıdır.
Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele  senden zayıf olanın canını yakma.
Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir  insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
Ve bir kişinin saadeti,  herkesin yüzünü güldürebilir.

- Yirmiyedinci Kural:
Şu dünya bir dağ  gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından  hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin  geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan  hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda  göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya  değişir.

- Yirmisekizinci Kural:
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir  sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
Ne  geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

- Yirmidokuzuncu  Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu  sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet  göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını  verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya  aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında  çaresizsin.


- Otuzuncu Kural:
Başkaları tarafından kınansan,  ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da  kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

- Otuzbirinci  Kural:
Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
Her  insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
Kimi bir kaza geçirir, kimi  ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp...
Hepimiz  kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
Ama kimimiz  bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek  çıkar.

- Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır  ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını  başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak  dur dost.
Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama  inancınla büyüklük taslama!

- Otuzüçüncü Kural:
Bu dünyada herkes bir  şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten  farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk  ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

-  Otuzdördüncü Kural:
Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam  tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim  olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede  yaşar.

- Otuzbeşinci Kural:
Şu hayatta ancak tezatlarla  ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi  ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım  ilerler kişi.
Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

-  Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana  tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur  kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre  işler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O'nun  bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

-  Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat  ustasıdır.
O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
Ne bir  saniye erken, ne bir saniye geç.
Her insan için biz aşık olma zamanı vardır,  bir de ölmek zamanı.

- Otuzsekizinci Kural:
"Yaşadığım hayatı  değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman  geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun,  tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,  yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaşama doğmak için  ölmeden önce ölmeli.

- Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli değişse  de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha  doğar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
Hem bütün hiç  bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde...
Hem de bir  günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

- Kırkıncı Kural:
Aşksız geçen  bir ömür beyhude yaşanmıştır.
Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi  mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları  doğurur.
AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı  başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da  dışındasındır hasretinde.

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 5 Haziran 2012 Salı
0 yorum
categories: | edit post

http://www.youtube-mp3.org/

Youtube'den müziği direkt mp3 olarak indirebiliyorsunuz.
Önce Youtube'den indireceğiniz videonun linkini kopyalayıp,http://www.youtube-mp3.org/ sitesindeki boşluğa yapıştırıyor ve videoyu dönüştür diyorsunuz.Dönüştükten sonra download a basıp,mp3 olarak indiriyorsunuz.Çok kolay



Easy YouTube Video Downloader

 https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/easy-youtube-video-downl-10137/?src=cb-dl-users

Mozilla Firefox için eklenti.Videoları istediğiniz gibi indirebilirsiniz bu eklenti ile

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 31 Mayıs 2012 Perşembe
Gönderen BabaHoroz on 23 Nisan 2012 Pazartesi
0 yorum
categories: | edit post
Gönderen BabaHoroz on
0 yorum
categories: | edit post

Orhun Irmağı kıyısında bulunan Türkce yazıtlar, Bilge Kağan, Kül Tiğin, ve Tonyukuk anıt taşlarına, MS.720-730 yılları arasında yazılmıştır.


Bilge Kağan Bengü Taşı 82 dizi (Aslı sağdan okunur, [...] şeklinde noktalar Bengütaşlar'daki yıpranmış yerlerdir)
#Dize#Aslı, Öz Türk alfabesi (unicode^)Unicode değilLatin'e çevrili aslı Aslına yakın çeviri
1BK1D41-1𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐱅𐰏: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐱃𐰢𐱁: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰽𐰉𐰢: 𐰴𐰭𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: [...]𐰦𐰀: 𐰞[...]𐱃𐰃: 𐰾𐰃𐰼: 𐱃𐰆𐰴𐰕: 𐰆𐰍𐰕: 𐰘𐰃: 𐰓𐰕: 𐰚𐰼𐰚𐰇𐰠𐰏: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: [...]: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐱅𐰭𐰼𐰃[...]: tHrI: tg: tHrI: YRTmş: türX: bilgA: KGN: SBM: KHM: türX: bilgA: [...]JA: L[...]TI: sIr: TUKZ: UGZ: yi: dZ: krkülg: bglrI: BUDNI: [...]: törX: tHrI[...]: TeÑRİ: TeG: TeÑRİ: YaRaTMıŞ: TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: SaBıM: KaÑıM: TÜRÜK: BİLGE: [...]NDA: aL[...]TI: SİR: TOKuZ: OGuZ: iYİ: eDiZ: KeReKÜLüG: BeGLeRİ: BODuNI: [...]: TÜRÜK: TeÑRİ[...]: Tanrı dek Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağan[ı]; Sözüm: Babam Türk Bilge [...]nda al[...]tı Sir, Dokuz Oğuz, İki Ediz otağlı beğleri, boyları [...] Türk Tanrı[sı][...]
2BK1D41-2𐰇𐰕𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰢𐰀: 𐰇𐰠𐱅𐰲𐰃𐰲𐰀: 𐰽𐰴𐰣𐰍𐰢𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰏𐰼𐰯: 𐰾𐰋𐰤𐰯: 𐱃𐰆𐰭𐱃𐰢𐱁: 𐰚𐰇𐰕𐰃: 𐰘𐰇𐰏𐰼𐰚𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰋𐰇𐰓𐰚𐰀: 𐰇𐰕𐰢: 𐰆𐰞𐰺𐰯: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰍𐰺: 𐱅𐰇𐰼𐰏: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭𐰑𐰴𐰃: [...]: 𐰃𐱅𐰓𐰢: 𐰇𐰕𐰀: 𐰚𐰇𐰚: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰽𐰺𐰀: 𐰖𐰍𐰕: 𐰘𐰺: 𐰴𐰃𐰞𐰦𐰸𐰑𐰀: 𐰚𐰃𐰤: 𐰺𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃: 𐰴𐰃𐰞𐰣𐰢𐰾: ÜZE: KGN: OLRTM: OLRTqma: öltÇiÇE: SKNGma: türX: bglr: BODN: grp: sbnP: TUHTmş: kÜZI: yügrkürtI: büdkE: ÜZM: ULRP: BUCE: GR: türg: türt: BuLHDKI: [...]: itdm: ÜZe: kök: tHrI: SRA: YGZ: yR: KILJqDa: kin: RA: kIsI: OGLI: KILNms: ÜZE: KaGaN: OLuRTuM: OLuRTUKuMA: ÖLTeÇİÇE: SaKıNıGMA: TÜRÜK: BeGLeR: BODuN: öGiRiP: SeBiNiP: TOÑTaMıŞ: GÖZİ: YÜGeRi KÖRTİ: BÖDKE: ÖZüM: OLıRıP: BUNÇA: aGıR: TÖRüG: TÖRT: BOLuÑDaKI: [...]: İTDiM: ÜZE: KÖK: TeÑRİ: aSRA: YaGıZ: YeR: KILıNDUKDA: iKİN: aRA: KİŞİ: OGLI: KILıNMıŞ: üzerine kağan oturdum. Oturduğumda ölesiye sakınan Türk beğleri, boyları, öğünüp, sevinip [yere] bakan gözü yukarı gördü. Böyle [iken] özüm (kendim) oturup bunca ağır töreyi dört yandaki [...]: [düzen] etdim. Üstte Kök (gök) Tanrı, altta yağız yer kılındığında ikisi arasında kişi oğlu kılınmış.
3BK1D41-3𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰦𐰀: 𐰇𐰕𐰀: 𐰲𐰇𐰢: 𐰯𐰀𐰢: 𐰉𐰆𐰢𐰣: 𐰴𐰍𐰣: 𐰃𐰾𐱅𐰢𐰃: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐱁: 𐰆𐰞𐰺𐰯𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰭: 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐱃𐰆𐱃𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐰃𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭: 𐰴𐰆𐰯: 𐰖𐰍𐰃: 𐰼𐰢𐰾: 𐰾𐰇: 𐰾𐰇𐰠𐰯𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭𐰑𐰴𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰴𐰆𐰯: 𐰞𐰢𐰾: 𐰚𐰆𐰯: 𐰉𐰕: 𐰴𐰃𐰞𐰢𐰾: 𐰉𐱁𐰞𐰍𐰍: 𐰘𐰰𐰦𐰼𐰢𐰾: 𐱅𐰃𐰕𐰲𐰏𐰏: 𐰾𐰇𐰚𐰇𐰼𐰢𐰾: 𐰃𐰠𐰏𐰠𐰇: 𐰴𐰑𐰺𐰴𐰣: 𐰘𐰃𐱁𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰚𐰃𐰼𐰇: kIsI: OGLIJA: ÜZE: ÇÜM: PAM: BUMN: KGN: IstmI: KGN: OLRMŞ: OLRPN: türX: BODNH: ilin: türüsin: TUTA: birms: iti: birms: tört: BOLH: KOP: YGI: rms: sü: sülpn: türt: BuLHDKI: BUDNG: KOP: Lms: kop: BZ: KiLms: BŞLGG: yXJrms: tIZçgg: sükürms: ilglü: KDRKN: yIŞKA: tgi: kirÜ: KİŞİ: OGLINDA: ÜZE: eÇÜM: aPAM: BUMıN: KaGaN: İSTeMİ: KaGaN: OLuRMıŞ: OLuRıPaN: TÜRÜK: BODuNıÑ: İLİN: TÖRÜSÜN: TUTA: BİRMiŞ: İTİ: BİRMiŞ: TÖRT: BULıÑ: KOP: YaGI: iRMiŞ: SÜ: SÜLePeN: TÖRT: BOLuÑDaKI: BODuNıG: KOP: aLMıŞ: KOP: BaZ: KILMıŞ: BaŞLıGıG: YÜKüNDüRMiŞ: TİZLiGiG: SÖKüRMiŞ: İLGeRÜ: KaDıRKaN: YIŞKA: TeGİ: KİRÜ: Kişi oğlunun da üzerine amcam, babam Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturupda Türk Boyları'nın ilini, töresini tutu vermiş, [düzen] edi vermiş. Dört yan hep yağı (düşman) imiş. Sü (Atlı er Ordusu) Süleyip (sürüp) dört yandakı boyları hep almış, hep baz (bağlı) kılmış Başlıyı [baş] eğdirmiş, dizliyi [diz] çöktürmüş. Doğu'da Kadırkan ormanına değin, Batı'da
4BK1D41-4𐱅𐰢𐰼𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰸𐰆𐰦𐰺𐰢𐰾: 𐰚𐰃𐰤: 𐰺𐰀: 𐰃𐰓𐰃: 𐰆𐰴𐰽𐰕: 𐰰𐰇𐰚: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰨𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰼𐰢𐰾: 𐰞𐰯: 𐰴𐰍𐰣: 𐰼𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐱅𐰇𐰕: 𐰼𐰢𐰾: 𐰣𐰃: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰃𐰠𐰏: 𐰨𐰀: 𐱃𐰆𐱃𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰃𐰠𐰏: 𐱃𐰆𐱃𐰯: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰏: 𐰃𐱅𐰢𐰾: 𐰇𐰕𐰃: 𐰨𐰀: 𐰚𐰼𐰏𐰚: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: tmrKPGKA: tgi: qUJRms: kin: RA: idi: OKSZ: Xök: türX: CA: OLRUR: rms: bilge: KGN: rms: LP: KGN: rms: BUYRqI: yma: bilge: rms: rC: LP: rms: rC: bglri: yme: BUDNI: yme: tüZ: rms: NI: üçün: ilg: CA: TUTms: rC: ilg: TUTP: türüg: itms: öZi: CA: krgk: BOLms: TeMiRKaPıGKA: TeGİ: KONDuRMıŞ: iKİN: aRA: İDİ: OKSuZ: KÖK: TÜRÜK: aNÇA: OLuRUR: eRMiŞ: BİLGE: KaGaN: eRMiŞ: aLP: KaGaN: eRMiŞ: BUYRUKI: YiME: BİLGE: eRMiŞ: eRiNÇ: aLP: eRMiŞ: eRiNÇ: BeGLeRİ: YiME: BODuNI: YiME: TÜZ: eRMiŞ: aNI: ÜÇÜN: İLiG: aNÇA: TUTMıŞ: eRiNÇ: İLiG: TUTıP: TÖRÜG: İTMiŞ: ÖZİ: aNÇA: KeRGeK: BOLMıŞ: Demir Kapı'ya değin kondurmuş. İkisi arasında iyi öksüz Gök Türk anca oturur imiş. Bilge kağan imiş. Alp kağan imiş. Buyruğu bile bilge imiş gerçek, alp imiş gerçek. Beğleri bile, boyları bile düz imiş. Onun için ili (yurdunu) anca tutmuş gerçek. İli tutup töre [düzen] etmiş. Özü anca Kergek [gibi] olmuş. (ruhu uçmuş)
5BK1D41-5𐰖𐰆𐰍𐰲𐰃: 𐰾𐰃𐰍𐱃𐰲𐰃: 𐰇𐰭𐰼𐰃: 𐰰𐰇𐰤: 𐱃𐰆𐰍𐰽𐰴𐰑𐰃: 𐰋𐰇𐰚𐰲𐰃: 𐰲𐰇𐰠𐰏𐰠: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐱅𐰇𐰯𐰇𐱅: 𐰯𐰺: 𐰯𐰆𐰺𐰢: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰇𐰲𐰸𐰆𐰺𐰃𐰴𐰣: 𐰆𐱃𐰕𐱃𐱃𐰺: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰚𐰠𐰯𐰤: 𐰽𐰃𐰍𐱃𐰀𐰢𐰾: 𐰖𐰆𐰍𐰞𐰀𐰢𐰾: 𐰦𐰍: 𐰚𐰇𐰠𐰏: 𐰴𐰍𐰣: 𐰼𐰢𐰾: 𐰦𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐰃𐰤𐰃𐰾𐰃: 𐰴𐰍𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐱃𐰃: 𐰴𐰍𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰦𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐰃𐰤𐰃𐰾𐰃: 𐰲𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐱅𐰏: YUGÇI: sIGTÇI: üHri: Xün: TUGSKDI: bükçi: çülgl: TBGÇ: tüpüt: PR: PURM: QIRKZ: üçqURIKN: UTZTTR: QITF: TTBI: BUCA: BODN: klpn: SIGTams: YUGLams: JG: külg: KGN: rms: JA: kisre: inisi: KGN: BOLms: rC: OGLITI: KGN: BoLms: rC: JA: kisre: inisi: çisin: tg: YOGÇI: SIGıTÇI: ÖÑRE: KÜN: TOGSıKDA: BÖKLİ: ÇÖLüGiL: TaBGaÇ: TÜPÜT: aPaR: PURuM: KIRKıZ: ÜÇKURIKaN: OTuZTaTaR: KITaYN: TaTaBI: BUNÇA: BUDoN: KeLİPeN: SIGTAMıŞ: YOGLAMıŞ: aNTaG: KÜLüG: KAGaN: eRMiŞ: aNDA: KİSRE: İNİSİ: KaGaN: BOLMıŞ: eRiNÇ: OGLITI: KaGaN: BOLMıŞ: eRiNÇ: aNDA: KİSRE: İNİSİ: eÇİSİN: TeG: Yasçı, ağıtçı, Doğu'da, gün doğusunda Böklü Çül'lü İl, Çin, (Tang Hanedanı) Tibet, Apar, Rum, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca boyları gelip ağlamış, yaslanmış. Öyle ünlü kağan imiş. [o] andan sonra, [küçük] kardeşi kağan olmuş gerçek. Oğulları kağan olmuş gerçek. [o] andan sonra kardeşi, ağabeği gibi
6BK1D41-6𐰴𐰃𐰞𐰣𐰢𐰑𐰸: 𐰼𐰨: 𐰆𐰍𐰞𐰃: 𐰴𐰭𐰃𐰤: 𐱅𐰏: 𐰴𐰃𐰞𐰣𐰢𐰑𐰸: 𐰼𐰨: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰾𐰃𐰕: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰖𐰉𐰞𐰴: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰉𐰆𐰖𐰴𐰸𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰾𐰕: 𐰼𐰨: 𐰖𐰉𐰞𐰴: 𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐱅𐰇𐰕𐰾𐰕: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱅𐰋𐰠𐰏𐰃𐰤: 𐰚𐰇𐰼𐰠𐰏: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰺𐰢𐰴𐰲𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰃𐰤𐰠𐰃: 𐰲𐰃𐰠𐰃: 𐰚𐰃𐰭𐰾𐰇𐰼𐱅𐰰𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰋𐰏𐰠𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰞𐰃𐰍: KILNmDq: rC: OGLI: KHin: tg: KILNmDq: rC: bilgsiZ: KGN: OLRms: rC: YBLK: KGN: OLRms: rC: BUYKqI: yme: bilgsZ: rC: YBLK: rms: rC: bglri: BODNI: tüZsZ: üçün: TBGÇ: BODN: tblgin: kürlg: üçün: RmKçisin: üçün: inli: çili: kiHsürtXin: üçün: bgli: BODNLIG: KILıNMaDUK: eRiNÇ: OGLI: KaNGIN: TeG: KILıNMaDUK: eRiNÇ: BİLiGSİZ: KaGaN: OLuRMıŞ: eRiNÇ: YaBLaK: KaGaN: OLuRMıŞ: eRiNÇ: BUYRUKI: YiME: BİLiGSiZ: eRiNÇ: YaBLaK: eRMiŞ: eRiNÇ: BeGLeRİ: BODuNI: TÜZSüZ: ÜÇÜN: TaBGaÇ: BODuN: TeBLiGİN: KÜRLüG: ÜÇÜN: aRMaKÇISIN: ÜÇÜN: İNiLİ: eÇİLİ: KİÑŞÜRTÜKİN: ÜÇÜN: BeGLİ: BODuNLIG: kılınmadığı gerçek, oğlu babası gibi kılınmadığı gerçek, bilgisiz kağan oturmuş gerçek. Kötü kağan oturmuş gerçek. Buyruğu bile bilgisiz [imiş] gerçek, kötü imiş gerçek. Beğleri, boyları düzsüz (eğri, bozuk) [olduğu] için, Çin boyları kötü, kandırıcı [olduğu] için, aldatıcı [olduğu] için, kardeşi ağabeye düşürdüğü için, beğle, boyları
7BK1D41-7𐰖𐰆𐰭𐱁𐰆𐰺𐱃𐰸𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰃𐰠𐰠𐰓𐰰: 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐰃𐰲𐰍𐰣𐰆: 𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰑𐰸: 𐰴𐰍𐰣𐰃𐰣: 𐰘𐰃𐱅𐰼𐰇: 𐰃𐰑𐰢𐰾: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰴𐰀: 𐰋𐰏𐰠𐰚: 𐰆𐰺𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰤: 𐰴𐰆𐰞: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰾𐰃𐰠𐰚: 𐰶𐰃𐰕: 𐰆𐰍𐰞𐰤: 𐰚𐰇𐰭: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰀𐱃𐰃𐰤: 𐰃𐱃𐰃: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰍𐰃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰀𐱃𐰃𐰤: 𐱃𐰆𐱃𐰯𐰣: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰚𐰇𐰼𐰢𐰾: 𐰠𐰏: 𐰘𐰃𐰞: YOHŞURTqin: ÜÇÜn: türX: BODN: illdX: ilin: IÇGNU: IDms: KGNLDq: KGNIN: yitrü: IDMs: TBGÇ: BODNKA: bglk: URI: UGLin: KUL: BUVI: silk: QIZ: uGLn: köH: BUVI: türX: bglr: türX: aTIn: ITI: TBGÇGI: bglr: TBGÇ: aTIn: TUTPN: TBGÇ: KGNKA: kürMs: lg: yIL: YOÑŞURTUKIN: ÜÇÜN: TÜRÜK: BODuN: İLLeDÜK: İLİN: IÇGıNU: IDMıŞ: KaGaNLaDUK: KaGaNIN: YİTüRÜ: IDMıŞ: TaBGaÇ: BODuNKA: BeGLiK: URI: OGLIN: KUL: BOLDI: iŞİLiK: KIZ: OGLıN: KÜÑ: BOLDI: TÜRÜK: BeGLeR: TÜRÜK: ATIN: ITI: TaBGaÇGI: BeGLeR: TaBGaÇ: ATIN: TUTuPaN: TaBGaÇ: KaGaNKA: KÖRMiŞ: eLiG: YIL: çekiştirdiği için, Türk Boyları, illediği ilini kayıp etmiş, kağanladığı kağanını yitiri vermiş. Çin boyları'na beğlik er oğlanı kul oldu, hanımlık kız oğlanı (evladı) odalık (cariye) oldu. Türk beğleri Türk adını attı. Çinli beğlercesine Çin adını tutup, Çin kağanına görmüş (bağlanmış). Elli yıl
8BK1D41-8𐰃𐰾𐰏: 𐰚𐰇𐰲𐰏: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰰𐰇𐰤: 𐱃𐰆𐰍𐰽𐰴𐰑𐰀: 𐰋𐰇𐰚𐰠𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰘𐰇: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰺𐰆: 𐱅𐰢𐰼𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰘𐰇: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰞𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰴𐰺𐰀: 𐰴𐰢𐰍: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰨𐰀: 𐱅𐰃𐰢𐰾: 𐰃𐰠𐰠𐰏: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰼𐱅𐰢: 𐰃𐰠𐰢: 𐰢𐱃𐰃: 𐰴𐰣𐰃: 𐰚𐰢𐰚𐰀: 𐰃𐰠𐰏: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰆𐰺𐰢𐰤: 𐱅𐰃𐰼: 𐰼𐰢𐰾: isg: küçg: birms: ilgrü: Xün: TOGSKDA: bükli: KGNKA: tgi: sülyü: birms: qURGRU: tmrKPGKA: tgi: sülyü: birms: TBGÇ: KGNKA: ilin: türüsin: LI: birms: türX: KRA: KMG: BODN: Ca: tims: illg: BODN: rtm: ilm: MTI: KNI: kmke: ilg: KZGNURmn: tir: rms: İŞiG: KÜÇiG: BİRMiŞ: İLGeRÜ: KÜN: TOGSuKDA: BÖKLİ: KaGaNKA: TeGİ: SÜLeYÜ: BİRMiŞ: KURıGaRU: TeMiRKaPıGKA: TeGİ: SÜLeYÜ: BİRMiŞ: TaBGaÇ: KaGaNKA: İLİN: TÖRÜSİN: aLI: BİRMiŞ: TÜRÜK: KaRA: KaMaG: BODuN: aNÇA: TİMiŞ: İLLiG: BODuN: eRTiM: İLiM: ıMTI: KaNI: KiMKE: İLiG: KaZGaNURMeN: TİR: eRMiŞ: işini güçünü vermiş. Doğu'da, gün doğusunda Bökli kağana değin süleyi vermiş. Batı'da Demirkapı'ya değin (kadar) süleyi vermiş. Çin kağanı [için süngüşüp] ilini, töresini alı vermiş. Türk kara topluluğu boyları anca demiş[ki]: İlli boylar idim. İlim şimdi hani? Kime ili kazanırım der imiş.
9BK1D41-9𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰼𐱅𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰢: 𐰴𐰣𐰃: 𐰤𐰀: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰃𐰾𐰏: 𐰚𐰇𐰲𐰏: 𐰋𐰃𐰼𐰇𐰼𐰢𐰤: 𐱅𐰃𐰼: 𐰼𐰢𐰾: 𐰨𐰀: 𐱅𐰃𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰖𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰞𐰯: 𐰃𐱅𐰤𐰇: 𐰖𐰺𐱃𐰆𐰣𐰆: 𐰆𐰢𐰑𐰸: 𐰖𐰣: 𐰃𐰲𐰚𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰃𐰾𐰏: 𐰚𐰇𐰲𐰏: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰰𐰏𐰼𐰇: 𐰽𐰴𐰣𐰢𐱃𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐰇𐰼𐰘𐰃𐰤: 𐰆𐰺𐰍𐰽𐰺𐱃𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰃𐰼: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰆𐰴𐰑𐰆: 𐰉𐰺𐰃𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰇𐰕𐰀: KGNLG: BODN: rtm: KGNM: KNI: ne: KGNKA: isg: küçg: birürmn: tir: rms: CA: tip: TBGÇ: KGNKA: YGI: BOLMs: YGI: BULP: itnü: YRTUNU: UMDq: YN: içkms: BuCa: isg: küçg: birtXgrü: SKNMTI: türX: BODN: ülüryin: ORGSRTYin: tir: rms: YUKDU: BRIR: rms: üZe: KaGaNLıG: BODuN: eRTiM: KaGaNıM: KaNI: NE: KaGaNKA: İŞiG: KÜÇüG: BERÜRMeN: TİR: eRMiŞ: aNÇA: TİP: TaBGaÇ: KaGaNKA: YaGI: BOLMıŞ: YaGI: BOLuP: İTiNÜ: YaRaTUNU: UMaDUK: YaNA: İÇiKMiŞ: BUNÇA: İŞiG: KÜÇüG: BİRTÜKGeRÜ: SaKıNMaTI: TÜRÜK: BODuN: ÖLÜReYİN: URuGSıRaTaYIN: TİR: eRMiŞ: YUKaDU: BaRIR: eRMiŞ: ÜZE: Kağanlı boylar idim. Kağanım hani? Ne (hangi) kağana işi güçü veririm ben der imiş. Anca deyip Çin kağanına yağı (düşman) olmuş. Yağı olup, kendini derleyip toparlamadığından yine utsakmış. [Çin] bunca işi güçü verdiğini sakınmadan Türk boylarını öldüreyim, kazıyaym der imiş. [Türk] yokolmaya varır imiş. Üstte
10BK1D41-10𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐱅𐰭𐰼𐰃𐰾𐰃: 𐱅𐰇𐰺𐰰: 𐰃𐰑𐰸: 𐰘𐰃𐰼𐰃: 𐰽𐰆𐰉𐰃: 𐰨𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰖𐰆𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰕𐰆𐰣: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰞𐰲𐰆𐰣: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰴𐰭𐰢: 𐰃𐰠𐱅𐰼𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰍: 𐰇𐰏𐰢: 𐰃𐰠𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐱃𐰆𐰣𐰍: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐱅𐰇𐰯𐰾𐰃𐰦𐰀: 𐱃𐰆𐱃𐰯: 𐰘𐰇𐰏𐰼𐰇: 𐰚𐰇𐱅𐰇𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰘𐰃𐱅𐰃𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰼𐰤: 𐱃𐱁𐰚𐰢𐰾: 𐱃𐱁𐰺𐰀: 𐰖𐰆𐰺𐰖𐰆𐰺: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰚𐰇: 𐰾𐰓𐰯: 𐰉𐰞𐰶𐰑𐰴𐰃: 𐱃𐰍𐰶𐰢𐰾: 𐱃𐰍𐰑𐰴𐰃: türX: tHrIsI: tÜRX: IDq: yiri: SUBI: CA: tms: türX: BODN: Yoq: BULMZUN: tiyn: BUDN: BULÇUN: tiyn: KHM: iltrs: KGNG: ügm: ilbilge: KTUNG: tHri: töpsiJe: TUTP: yügrü: kütürms: rC: KHM: KGN: yitiygrmi: rn: Tşkms: TŞRA: YURYUR: tiyn: kü: sdp: BLQDKI: TGQms: TGDKI: TÜRÜK: TeÑRİSİ: TÜRÜK: IDUK: YİRİ: SUBI: aNÇA: iTMiŞ: TÜRÜK: BODuN: YOK: BOLMaZUN: TİYiN: BODuN: BOLÇUN: TİYiN: KaÑıM: İLTeRiŞ: KaGaNıG: ÖGüM: İLBİLGE: KaTUNıG: TeÑRİ: TÖPüSİNDE: TUTuP: YÜGeRÜ: KÖTÜRMiŞ: eRiNÇ: KaÑıM: KaGaN: YİTİYiGiRMİ: eRiN: TaŞıKMıŞ: TaŞRA: YORuYOR: TİYiN: KÜ: eŞiDiP: BaLIKDaKI: TaGIKMıŞ: TaGDakI: Türk Tanrısi, Türk kutlu yeri, suyu anca [düzen] etmiş. Türk boyları yok olmasın diye, boylar (ulus) olsun diye babam İlteriş Kağanı, anam İlbilge Kadını Tanrı [göğün] tepesinde tutup yukarı götürdü (yüceltti) gerçek. Babam Kağan onyedi erle [yola] çıkmış. Dışarı yürüyor diye söz işitip kentteki takınmış, dağdaki
11BK1D41-11𐰃𐰤𐰢𐰾: 𐱅𐰃𐰼𐰠𐰯: 𐰘𐱅𐰢𐰾: 𐰼: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰰𐰇𐰲: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰰: 𐰇𐰲𐰤: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰋𐰇𐰼𐰃: 𐱅𐰏: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰃𐰾𐰃: 𐰸𐰆𐰪: 𐱅𐰏: 𐰼𐰢𐰾: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰺𐰆: 𐰾𐰇𐰠𐰯: 𐱅𐰃𐰼𐰢𐱁: 𐰴𐰆𐰉𐰺𐱃𐰢𐱁: 𐰴𐰢𐰍𐰃: 𐰘𐱅𐰃𐰘𐰕: 𐰼: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰘𐱅𐰃𐰘𐰕: 𐰼: 𐰉𐰆𐰞𐰯: 𐰠𐰾𐰼𐰢𐰾: 𐰚𐰍𐰣𐰽𐰺𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰚𐰇𐰭𐰓𐰢𐰾: 𐰸𐰆𐰞𐰑𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰾𐰇𐰤: 𐰃𐰲𐰍𐰣𐰢𐰾: inms: tirlp: ytms: r: BoLms: tHri: Xüç: birtX: üçn: KHM: KGN: süsi: böri: tg: rms: YGIsI: qoF: tg: rms: ilgrü: qURGRU: sülp: tirmŞ: KOBRTMŞ: KMGI: ytiyZ: r: BoLms: ytiyZ: r: BOLP: lsrms: kGNSRms: BODNG: küHdms: qOLDMs: BODNG: türX: türüsün: IçGNms: İNMiŞ: TİRiLiP: YeTMiŞ: eR: BOLMıŞ: TeÑRİ: KÜÇ: BİRTÜK: ÜÇiN: KaÑıM: KaGaN: SÜSİ: BÖRİ: TeG: eRMiŞ: YaGISI: KOYN: TeG: eRMiŞ: İLGeRÜ: KURıGaRU: SÜLeP: TİRMiŞ: KUBRaTMıŞ: KaMaGI: YeTİYüZ: eR: BOLMıŞ: YeTİYüZ: eR: BOLıP: iLSiReMiŞ: KaGaNSıRaMıŞ: BODuNıG: KÜÑeDMiŞ: KULaDMıŞ: BODuNıG: TÜRÜK: TÖRÜSÜN: IÇGıNMıŞ: inmiş. Dirilip (toplanıp) yetmiş er olmuş. Tanrı güç verdiği için babam kağanın eri börü (kurt) gibi, imiş. yağısı koyun dibi imiş. Doğu'yu Batı'yı süleyip derlemiş toparlamış. Hepsi yediyüz er olmuş. Yediyüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış boyları, odalıklaşmış, kullaşmış boyları, Türk Töresi'ni bırakmış
12BK1D41-12𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰲𐰇𐰢: 𐰯𐰀𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰾𐰃𐰨𐰀: 𐰖𐰺𐱃𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐱁𐰍𐰆𐰺𐰢𐰾: 𐱅𐰇𐰠𐰃𐰾: 𐱃𐰺𐰑𐰆𐱁: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰦𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐰖𐰉𐰍𐰆𐰍: 𐱁𐰑𐰍: 𐰦𐰀: 𐰋𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰼𐰘𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰖𐰍𐰃: 𐰼𐰢𐰾: 𐰘𐰃𐰺𐰖𐰀: 𐰉𐰕: 𐰴𐰍𐰣: 𐱃𐰸𐰆𐰕𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰆𐰣: 𐰖𐰍𐰃: 𐰼𐰢𐰾: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰸𐰆𐰺𐰃𐰴𐰣: 𐰆𐱃𐰕𐱃𐱃𐰺: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐰸𐰆𐰯: 𐰖𐰍𐰃: 𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰉𐰆𐰨𐰀[...]: 𐰶𐰃𐰺𐰴: 𐰺𐱃𐰸𐰃: BODNG: çüm: pem: türüsiCe: YRTms: BUŞGURms: tülis: TRDUŞ: BODNG: JA: tms: YBGUG: ŞDG: JA: brms: brye: TBGÇ: BODN: YGI: rms: yIRYA: BZ: KGN: TqUZUGZ: BUDUN: YGI: rms: QIRKZ: qURIKN: UTZTTR: QITF: TTBI: quP: YGI: rms: KHM: KGN: BUCA[...]: QIRK: RTqI: BODuNıG: eÇÜM: aPAM: TÖRÜSİNÇE: YaRaTMıŞ: BOŞGURMıŞ: TÖLİS: TaRDUŞ: BODuNıG: aNDA: iTMiŞ: YaBGUG: ŞaDıG: aNDA: BiRMiŞ: BiRiyE: TaBGaÇ: BODuN: YaGI: eRMiŞ: YIRıYA: BaZ: KaGaN: TOKUZOGuZ: BODUN: YaGI: eRMiŞ: KIRKıZ: KURIKaN: OTuZTaTaR: KITaYN: TaTaBI: KOP: YaGI: eRMiŞ: KaÑıM: KaGaN: BUNÇA[...]: KIRK: aRTUKI: boyları amcam, babam töresince yaratmış, ögretmiş. Tölis Tarduş boyları [o] anda [düzen] etmiş. Yabguyu şadı [o] anda vermiş. Güney'de Çin boyları yağı imiş. Kuzey'de Baz Kağan, Dokuz Oğuz boyları yağı imiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep yağı imiş. Babam kağan bunca[...] kırk artı
13BK1D41-13𐰘𐱅𐰃: 𐰖𐰆𐰞𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰢𐰾: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰾: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰢𐰾: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰇𐰢: 𐰃𐰠𐰠𐰏𐰏: 𐰠𐰾𐰼𐱅𐰢𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍𐰍: 𐰴𐰍𐰣𐰽𐰺𐱃𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰃𐰍: 𐰉𐰕: 𐰚𐰃𐰠𐰢𐰾: 𐱅𐰃𐰕𐰠𐰏𐰏: 𐰾𐰇𐰚𐰇𐰼𐰢𐰾: 𐰉𐱁𐰞𐰍𐰍: 𐰘𐰇𐰚𐰦𐰇𐰼𐰢𐰾: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰨𐰀: 𐰃𐰠𐰏: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰏: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰯: 𐰆𐰲𐰀: 𐰉𐰺𐰢𐰾: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰉𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰍: 𐰉𐰞𐰉𐰞: 𐱅𐰃𐰚𐰢𐰾: 𐰴𐰭𐰢: yti: YOLI: sülms: ygrmi: süHs: süHsms: tHri: YRLKDq: üçüm: illgg: lsrtms: KGNLGG: KGNSRTms: YGIG: BZ: kIlms: tiZlgg: sükürms: BŞLGG: yükJürms: KHM: KGN: CA: ilg: türüg: KZGNP: UÇA: BRms: KHM: KGNKA: BŞLYU: BZ: KGNG: BLBL: tikms: KHM: YeTİ: YOLI: SÜLeMiŞ: YiGiRMİ: SÜÑüŞ: SÜÑüŞMiŞ: TeÑRİ: YaRLıKaDUK: ÜÇÜN: İLLiGiG: iLSiReTMiŞ: KaGaNLıGıG: KaGaNSıRaTMıŞ: YaGIG: BaZ: KILMıŞ: TİZLiGiG: SÖKÜRMiŞ: BaŞLıGıG: YÜKüNDÜRMiŞ: KaÑıM: KaGaN: aNÇA: İLiG: TÖRÜG: KaZGaNıP: UÇA: BaRMıŞ: KaÑıM: KaGaNKA: BaŞLaYU: BaZ: KaGaNıG: BaLBaL: TİKMiŞ: KaÑıM: yedi yolu sülemiş, yirmi süngüş (süngü ile) süngüşmüş. (savaşmak) Tanrı istediği için illiyi ilsizleştirmiş, kağanlıyı kağansızlaştırmış, yağıyı baz (emrinde) kılmış. Dizliyi [diz] çöktürmüş, başlıyı [baş] eğdirmiş. Babam kağan anca ili töreyi kazanıp uça varmış (ölüvermiş). Babam kağana başına Baz kağanı balbal (mezartaşı) dikmiş. Babam
14BK1D41-14𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰲𐰑𐰸𐰑𐰀: 𐰇𐰕𐰢: 𐰾𐰚𐰃𐰕: 𐰖𐱁𐰑𐰀: 𐰴𐰞𐱃𐰢: 𐰆𐰞: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰓𐰀: 𐰇𐰕𐰀: 𐰲𐰃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰃: 𐰆𐰞𐰺𐰯𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰘𐰃𐰲𐰀: 𐰃𐱅𐰓𐰃: 𐰃𐰏𐱅𐰃: 𐰲𐰃𐰍𐰪𐰍: 𐰉𐰖: 𐰶𐰡𐰃: 𐰕𐰃𐰍: 𐰰𐰇𐱁: 𐰶𐰡𐰃: 𐰲𐰃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰑𐰀: 𐰇𐰕𐰢: 𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰚𐰼[...]: 𐰃𐰘[...]: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰇𐰢: KGN: UÇDqDA: ÖZM: skiZ: YŞDA: KLTM: OL: türüde: üZe: çim: KGN: OLRTI: OLRPN: türX: BODNG: yiçe: itdi: igti: ÇIGFG: BY: QVI: ZIG: XÜŞ: QVI: ÇiM: KGN: OLRTqDA: öZm: tign: kr[...]: iy[...]: tHri: YRLKDq: üçüm: KaGaN: UÇDUKDA: ÖZüM: SeKİZ: YaŞDA: KaLTıM: OL: TÖRÜDE: ÜZE: eÇİM: KaGaN: OLuRTI: OLuRıPaN: TÜRÜK: BODuNıG: YİÇE: İTDİ: İGiTİ: ÇIGaNYıG: BaY: KILDI: aZIG: ÖKÜŞ: KILDI: eÇİM: KaGaN: OLuRTUKDA: ÖZüM: TİGiN: eRK[...]: İY[...]: TeÑRİ: YaRLıKaDUK: ÜÇÜN: kağan öldüğünde özüm (ben) sekiz yaşında kaldım (idim). O töre üzerine (töreye göre) amcam kağan oturdu. (oldu) Oturupda Türk boylarını yine [düzen] etdi, eğitti. Yoksulu bay kıldı. Azı çok kıldı. Amcam kağan oturduğunda kendim tigin erk[...] iy[...] Tanrı istediği için
15BK1D41-15𐱅𐰇𐰼𐱅𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰖𐱁𐰃𐰢𐰴𐰀: 𐱃𐰺𐰑𐰆𐱁: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰕𐰀: 𐱁𐰑: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰲𐰃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰖𐱁𐰞: 𐰇𐰏𐰕: 𐱁𐰦𐰆𐰭: 𐰖𐰕𐰃𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢𐰕: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰺𐰆: 𐱅𐰢𐰼: 𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢𐰕: 𐰚𐰇𐰏𐰢𐰤: 𐱁𐰀: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰘𐰃𐰼𐰃𐰭𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢𐰕: 𐰴𐰢𐰍𐰃: 𐰋𐰃𐱁𐰆𐱃𐰕: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢𐰕: 𐰇𐰲𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢𐰕: 𐰃𐰠𐰠𐰏𐰏: 𐰃𐰠𐰾𐰼𐱅𐰓𐰢𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍𐰍: 𐰴𐰍𐰣𐰽𐰺𐱃𐰑𐰢𐰕: 𐱅𐰃𐰕𐰠𐰏𐰏: türtygrmi: YŞIMKA: TRDUŞ: BODN: üZe: ŞD: OLRTM: çim: KGN: birle: ilgrü: YŞL: ügZ: ŞJUH: YZIKA: tgi: süldmZ: qURGRU: tmr: KPGKA: tgi: süldmZ: kügmn: şa: QIRKZ: yiriHe: tgi: süldmZ: KMGI: bişUTZ: süldmZ: üçygrmi: süHşdmZ: illgg: ilsrtdmZ: KGNLGG: KGNSRTDmZ: tiZlgg: TÖRTYiGiRMİ: YaŞIMKA: TaRDUŞ: BODuN: ÜZE: ŞaD: OLuRTıM: eÇİM: KaGaN: BİRLE: İLGeRÜ: YaŞıL: ÖGüZ: ŞaNTUÑ: YaZIKA: TeGİ: SÜLeDiMiZ: KURıGaRU: TeMiR: KaPıGKA: TeGİ: SÜLeDiMiZ: KöGMeN: aŞA: KIRKıZ: YİRİÑE: TeGİ: SÜLeDiMiZ: KaMaGI: BİŞOTuZ: SÜLeDiMiZ: ÜÇYiGiRMİ: SÜÑüŞDüMiZ: İLLiGiG: İLSiReTDiMiZ: KaGaNLıGıG: KaGaNSıRaTDıMıZ: TİZLiGiG: Dört yirmi (Ondört) yaşımda Tarduş boyları üzerine şad oturdum. Amcam kağan ile Doğu'da Yeşil Irmak, Şantung ovasına değin süledik. Batı'da Demir Kapı'ya değin süledik. Kögmeni aşıp Kırgız yerine değin süledik. Topluca yirmibeş [yol] süledik. Onüç [yo] süngüşdük. İlliyi ilsizleştirdik. Kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliyi [diz]
16BK1D41-16𐰾𐰇𐰚𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰉𐱁𐰞𐰍𐰍: 𐰘𐰰𐰇𐰦𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐱅𐰇𐰼𐰰𐰢: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃𐰢: 𐰼𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰠𐰢𐰓𐰇𐰚𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰋𐰃𐰕𐰭𐰀: 𐰖𐰭𐰞𐰑𐰸𐰃𐰤: 𐰖𐰕𐰃𐰦𐰸𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸𐰃: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰆𐰣: 𐰸: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰢𐰏𐰚: 𐰚𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰲𐰇𐰢𐰕: 𐰯𐰀𐰢𐰕: 𐱃𐰆𐱃𐰢𐰾: 𐰘𐰃𐰼: 𐰽𐰆𐰉: 𐰃𐰓𐰾𐰕: 𐰴𐰞𐰢𐰕𐰆𐰣: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰃𐱅𐰯: 𐰖𐰺𐱃𐰯: [...]: 𐰉𐰺𐰽: 𐰋𐰏: sükrtmZ: BŞLGG: yXüJrtmZ: türgs: KGN: türXm: BODNIM: rti: bilmdükn: üçün: biZHe: YHLDqIn: YZIJqIn: üçün: KGNI: ölti: BUYRqI: bglri: yme: ölti: ON: q: BODN: mgk: körti: çümZ: PAMZ: TUTms: yir: SUB: idsZ: KLMZUN: tiyn: Z: BODNG: itp: YRTP: [...]: BRS: bg: SÖKüRTüMiZ: BaŞLıGıG: YÜKÜNDüRTüMiZ: TÜRGiŞ: KAGaN: TÜRÜKüM: BUDuNIM: eRTİ: BİLMeDÜKiN: ÜÇÜN: BİZiÑE: YaÑıLDUKIN: YaZINDUKIN: ÜÇÜN: KaGaNI: ÖLTİ: BUYRUKI: BeGLeRİ: YiME: ÖLTİ: ON: OK: BODuN: eMGeK: KÖRTİ: eÇÜMiZ: aPAMıZ: TUTMıŞ: YİR: SUB: İDiSiZ: KaLMaZUN: TİYiN: aZ: BODuNıG: İTiP: YaRaTıP: [...]: BarS: BeG: çökerttik. Başlıyı [baş] eğdirttik. Türgiş kağanı Türk'üm boylarım idi. Bilemediği için, bize karşı yazındığı (yağı olduğu) için kağanı öldü. Buyruğu, beğleri bile öldü. On Ok boyları eziklik gördü. Amcamız, babamız tutmuş yer su ıssız kalmasın diye Az boylarını eğitip, yaratıp [...] Bars Beğ
17BK1D41-17𐰼𐱅𐰃: 𐰴𐰍𐰣: 𐱃𐰍: 𐰉𐰆𐰦𐰀: 𐰋𐰃𐰕: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰾𐰃𐰭𐰠𐰢: 𐰸𐰆𐰨𐰖𐰆𐰍: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰇𐰕𐰃: 𐰖𐰕𐰦𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰃: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰚𐰇𐰭: 𐰸𐰆𐰞: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰚𐰇𐰏𐰢𐰤: 𐰘𐰃𐰼: 𐰽𐰆𐰉: 𐰃𐰓𐰾𐰕: 𐰴𐰞𐰢𐰕𐰆𐰣: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰕: 𐰴𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰃𐱅𐰯: 𐰃𐱅𐰯: 𐰖𐰺𐱃𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰢𐰕: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢𐰕: [...]: 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐰖𐰣𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰴𐰑𐰺𐰴𐰣: 𐰘𐱁𐰍: 𐱁𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰨𐰀: 𐰸𐰆𐰦𐰆𐰺𐱃𐰢𐰕: 𐰨𐰀: 𐰃𐱅𐰓𐰢𐰕: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰺𐰆: rti: KGN: TG: BOJA: biZ: birtmZ: siHlm: qoCYUG: birtmZ: öZi: YZJI: KGNI: ölti: BODNI: küH: quL: BOVI: kügmn: yir: SUB: idsZ: KLMZUN: tiyn: Z: KIRKZ: BODNG: itp: itp: YRTP: kltmZ: süHşdmZ: [...]: ilin: YNA: birtmZ: lgrü: KDRKN: yşG: ŞA: BODNG: CA: qUJURTMZ: CA: itdmZ: qURGRU: eRTİ: KaGaN: aTıG: BUNDA: BİZ: BİRTiMiZ: SİÑiLiM: KONÇuYUG: BİRTiMiZ: ÖZİ: YaZıNDI: KaGaNI: ÖLTİ: BODuNI: KÜÑ: KUL: BOLDI: KÖGMeN: YİR: SUB: İDiSiZ: KaLMaZUN: TİYiN: aZ: KIRKıZ: BODuNıG: İTiP: İTiP: YaRaTıP: KeLTiMiZ: SÜÑüŞDüMüZ: [...]: İLİN: YaNA: BİRTiMiZ: iLGeRÜ: KaDıRKaN: YıŞıG: aŞA: BODuNıG: aNÇA: KONDURTuMıZ: aNÇA: İTDiMiZ: KURıGaRU: idi. Kağan adını bundan biz verdik. Kız kardeşim eceyi verdik. Özü (kendisi) yağılaştı. Kağanı öldü. boyları odalık, kul oldu. Kögmen yeri, suyu ıssız kalmasın diye Az, Kırgız boylarını eğitip, eğitip, yaratıp geldik. Süngüşdük. [...] ilini yine verdik. Doğu'da Kadırkan ormanını aşıp boyları anca kondurduk, anca eğittik. Batı'da
18BK1D41-18𐰚𐰭𐰇: 𐱃𐰺𐰉𐰣𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰨𐰀: 𐰸𐰆𐰦𐰺𐱃𐰢𐰕: 𐰨𐰀: 𐱅𐰓𐰢𐰕: 𐰆𐰞: 𐰇𐰓𐰚𐰀: 𐰸𐰆𐰞: 𐰸𐰆𐰞𐰞𐰍: 𐰚𐰇𐰭: 𐰚𐰇𐰭𐰠𐰍: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰼𐱅𐰃: 𐰃𐰤𐰃𐰾𐰃: 𐰲𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰃: 𐰴𐰭𐰃𐰤: 𐰋𐰃𐰠𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐰨𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰾: 𐰨𐰀: 𐰃𐱅𐰢𐰾: 𐰠𐰢𐰕: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰢𐰕: 𐰼𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰆𐰍𐰕: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰾𐰓: 𐰇𐰕𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰉𐰽𐰢𐰽𐰺: 𐰽𐰺𐰀: 𐰘𐰃𐰼: 𐱅𐰠𐰤𐰢𐰾𐰼: kHü: TRBNKA: tgi: türX: BODNG: CA: qOJRTMZ: CA: tdmZ: oL: ödke: quL: qULLG: küH: küHlG: BuLms: rti: inisi: çisin: bilmZ: rti: OGLI: KHin: bilmZ: rti: CA: KZGNms: CA: itms: lmZ: türümZ: rti: türX: OGZ: bglri: BODN: sd: üZe: tHri: BSMSR: SRA: yir: tlnmsr: KeÑÜ: TaRBaNKA: TeGİ: TÜRÜK: BODuNıG: aNÇA: KONDuRTuMıZ: aNÇA: iTDiMiZ: OL: ÖDKE: KUL: KULLuG: KÜÑ: KÜÑLiG: BOLMıŞ: eRTİ: İNİSİ: eÇİSİN: BİLMeZ: eRTİ: OGLI: KaÑIN: BİLMeZ: eRTİ: aNÇA: KaZGaNMıŞ: aNÇA: İTMiŞ: İLiMiZ: TÖRÜMiZ: eRTİ: TÜRÜK: OGuZ: BeGLeRİ: BODuN: eŞiD: ÜZE: TeÑRİ: BaSMaSaR: aSRA: YİR: TeLiNMeSeR: Kengü Tarman'a değin Türk boylarını anca kondurduk, anca [düzen] etdik. O çağda kul kullu, odalık odalıklı olmuş idi. İnisi (kardeş) eçisini (kardeşi) bilmez idi. Oğlu babasını bilmez idi. anca kazanılmış, anca edilmiş elimiz, töremiz vardı. Türk Oğuz beğleri, boyları, işit: Üstte Tanrı basmasa, altta yer delinmese,
19BK1D41-19𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰠𐰭𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰭𐰤: 𐰚𐰢: 𐰺𐱃𐱃𐰃: 𐰆𐰑𐰀𐰲𐰃: 𐰼𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰼𐱅𐰤: 𐰇𐰚𐰇𐰤: 𐰚𐰇𐰼𐰏𐰇𐰭𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰃𐰏𐰓𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣𐰭𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰉𐰺𐰢𐰾: 𐰓𐰏𐰇: 𐰠𐰭𐰀: 𐰚𐰦𐰇: 𐰖𐰭𐰡𐰍: 𐰖𐰉𐰞𐰴: 𐰚𐰃𐰏𐰇𐰼𐱅𐰏: 𐰖𐰺𐰴𐰞𐰍: 𐰴𐰦𐰣: 𐰚𐰠𐰯: 𐰖𐰪𐰀: 𐰠𐱅𐰓𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰏𐰠𐰏: 𐰴𐰦𐰣: 𐰚𐰠𐰯𐰤: 𐰾𐰇𐰼𐰀: 𐰠𐱅𐰓𐰃: 𐰃𐰑𐰸: 𐰇𐱅𐰰𐰤: 𐰖𐰃𐱁: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰺𐰑𐰍: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰉𐰺𐰃𐰍𐰢𐰀: 𐰉𐰺𐰑𐰍: 𐰸𐰆𐰴𐰃𐰍𐰺𐰆: türX: BODN: lHn: türüHn: km: RTTI: UDAÇI: rti: türX: BODN: rtn: ükün: kürgüHn: üçün: igdms: bilge: KGNHA: rms: BRms: dgü: lHe: kJü: YHVG: YBLK: kigürtg: YRKLG: KJN: klp: YFA: ltdi: sÜHglg: KJN: klpn: süre: ltdi: IDq: ütXn: YIŞ: BODN: BRDG: ilgrü: BRIGMA: BRDG: qUKIGRU: TÜRÜK: BODuN: iLiÑiN: TÖRÜÑiN: KiM: aRTaTI: UDAÇI: eRTİ: TÜRÜK: BODuN: eRTiN: ÖKÜN: KÜReGÜÑiN: ÜÇÜN: İGiDMiŞ: BİLGE: KaGaNıÑA: eRMiŞ: BaRMıŞ: eDGÜ: iLiÑE: KeNTÜ: YaÑıLDıG: YaBLaK: KİGÜRTüG: YaRaKLıG: KaNDıN: KeLiP: YaNYA: iLTDİ: SÜÑüGLüG: KaNDıN: KeLiPeN: SÜRE: iLTDİ: IDUK: ÖTÜKeN: YIŞ: BODuN: BaRDıG: İLGeRÜ: BaRIGMA: BaRDıG: KURIGaRU: Türk boyları, ilini, töreni kim bozabilir, yıkabilir idi? Türk boyları, irkil, uyan. Buyruk dinlemediğin için [seni] eğitmiş Bilge kağanına, ermiş, varmış (bağımsız) iyi Iline (yurduna) kendin yanıldın. Kötülük ettin. Pusatlı nereden gelip [seni sürgün] itdi?. Süngülü nereden gelip [seni] sürüp gönderdi. Kutlu Ötüken ormanının boyları, vardı (gitti). Doğu'ya varan vardı. Batı'ya
20BK1D41-20𐰉𐰺𐰃𐰍𐰢𐰀: 𐰉𐰺𐰑𐰍: 𐰉𐰺𐰑𐰸: 𐰘𐰃𐰼𐰓𐰀: 𐰓𐰏𐰇𐰏: 𐰆𐰞: 𐰼𐰨: 𐰴𐰣𐰍: 𐰇𐰏𐰕𐰲𐰀: 𐰘𐰇𐰏𐰼𐱅𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐰰𐰇𐰭: 𐱃𐰍𐰲𐰀: 𐰖𐱃𐰑𐰃: 𐰋𐰏𐰠𐰚: 𐰆𐰺𐰃: 𐰆𐰍𐰞𐰭𐰤: 𐰸𐰆𐰞: 𐰶𐰃𐰡𐰍: 𐰾𐰠𐰚: 𐰴𐰃𐰕: 𐰆𐰍𐰞𐰭𐰤: 𐰚𐰇𐰭: 𐰶𐰃𐰡𐰍: 𐰆𐰞: 𐰋𐰃𐰠𐰢𐰓𐰰𐰇𐰏𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰖𐰉𐰞𐰴𐰃𐰭𐰣: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰲𐰃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰲𐰀: 𐰉𐰺𐰑𐰃: 𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰍: 𐰉𐰞𐰉𐰞: 𐱅𐰃𐰚𐰓𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰃: 𐰚𐰇𐰾𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰕𐰆𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰍: BRIGMA: BRDG: BRDq: yirde: dgüg: OL: rC: KNG: ügZçe: yügrti: süHXüH: TGÇA: YTDI: bglk: URI: OGLHn: quL: QIVG: slk: KIZ: OGLHn: küH: QIVG: OL: bilmdXügn: üçün: YBLKIHN: üçün: çim: KGN: UÇA: BRDI: BŞLYU: QIRKZ: KGNG: BLBL: tikdm: türX: BODN: TI: küsi: Yq: BOLMZUn: tiyn: KHM: KGNG: BaRIGMA: BaRDıG: BaRDUK: YİRDE: eDGÜG: OL: eRiNÇ: KaNıN: ÖGüZÇE: YÜGüRTİ: SÜÑÜKÜÑ: TaGÇA: YaTDI: BeGLiK: URI: OGLuÑuN: KUL: KILDIG: iŞiLiK: KIZ: OGLuÑuN: KÜÑ: KILDIG: OL: BİLMeDÜKÜGiN: ÜÇÜN: YaBLaKIÑıN: ÜÇÜN: eÇİM: KaGaN: UÇA: BaRDI: BaŞLayU: KIRKıZ: KaGaNıG: BaLBaL: TİKDiM: TÜRÜK: BODuN: aTI: KÜSİ: YOK: BOLMaZUN: TİYiN: KaÑıM: KaGaNıG: varan vardı. Vardığın yerde iyiliğin o gerçek. Kanın ırmakça aktı. Kemiğin dağca yatdı (yığıldı). Beğlik erkek oğlunu kul kıldı. hanımlık kız oğlunu odalık kıldı. O bilmediği için, kötülüğün için amcam kağan uça vardı (ölüverdi). Başına Kırkız kağanını balbal diktim. Türk boylarının adı sanı yok olmasın diye babam kağanı,
21BK1D41-21𐰇𐰏𐰢: 𐰴𐱃𐰆𐰣𐰍: 𐰚𐰇𐱅𐰼𐰏𐰢𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰃𐰠: 𐰋𐰃𐰼𐰏𐰢𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰃: 𐰚𐰇𐰾𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰕𐰆𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰇𐰕𐰢𐰤: 𐰆𐰞: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰑𐰃: 𐰼𐰨: 𐰤𐰭: 𐰘𐰃𐰞𐰾𐰍: 𐰉𐰆𐰑𐰦𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐰑𐰢: 𐰃𐰲𐰼𐰀: 𐱁𐰽𐰕: 𐱃𐱁𐰺𐰀: 𐱃𐰆𐰣𐰽𐰕: 𐰖𐰉𐰕: 𐰖𐰉𐰞𐰴: 𐰉𐰆𐰑𐰦𐰀: 𐰇𐰕𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰃𐰤𐰢: 𐰚𐰇𐰠𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰚𐰃: 𐱁𐰑: 𐰃𐰤𐰢: 𐰚𐰇𐰠𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰾𐰇𐰕𐰠𐱁𐰓𐰢𐰕: 𐰴𐰭𐰢𐰕: ögm: KTUNG: kütrgme: tHri: il: birgme: tHri: türX: BODN: TI: küsi: Yq: BOLMZUn: tiyn: üZMn: OL: tHri: KGN: OLRTDI: rC: nH: yiLsG: BODJA: OLRMDM: içre: ŞSZ: TŞRA: TONSZ: YBZ: YBLK: BODJA: ÜZE: OLRTM: inm: költign: ki: ŞD: inm: költign: birle: süZlşdmZ: KHMZ: ÖGüM: KaTUNuG: KÖTüRüGME: TeÑRİ: İL: BİRiGME: TeÑRİ: TÜRÜK: BODuN: aTI: KÜSİ: YOK: BOLMaZUN: TİYiN: ÖZüMüN: OL: TeÑRİ: KaGaN: OLuRTDI: eRiNÇ: NeÑ: YILSıG: BODuNDA: OLuRMaDıM: İÇRE: aŞSıZ: TaŞRA: TONSuZ: YaBıZ: YaBLaK: BODuNDA: ÜZE: OLuRTuM: İNiM: KÖLTİGiN: iKİ: ŞaD: İNiM: KÖLTİGiN: BİRLE: SÖZLeŞDiMiZ: KaÑıMıZ: anam hatunu [göğe] götüren (yücelten) Tanrı, il veren Tanrı, Türk boylarının adı, sanı yok olmasın diye, özümü (beni) o Tanrı kağan oturttu gerçek. nice Varlıklı, boylar [üzerine] oturmadım. İçi aşsız (aç) dışı donsuz, (çıplak) yabız (düşkün) yablak (kötü) boyların üzerine [kağan] oturdum. Kardeşim Kül Tiğin, iki şad, İnim Kül Tiğin ile sözleşdik. Babamızın,
22BK1D41-22𐰲𐰢𐰕: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰃: 𐰚𐰇𐰾𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰕𐰆𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐱅𐰇𐰤: 𐰆𐰑𐰢𐰑𐰢: 𐰚𐰇𐰤𐱅𐰕: 𐰆𐰞𐰺𐰢𐰑𐰢: 𐰃𐰤𐰢: 𐰚𐰇𐰠𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰚𐰃: 𐱁𐰑: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰇𐰠𐰇: 𐰘𐰃𐱅𐰇: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰢: 𐰨𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰯: 𐰋𐰃𐰼𐰚𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰆𐱃: 𐰽𐰆𐰉: 𐰴𐰃𐰞𐰢𐰑𐰢: 𐰢𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰢𐰀: 𐰘𐰃𐰼: 𐰽𐰖𐰆: 𐰉𐰺𐰢𐱁: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐰇: 𐰘𐰃𐱅𐰇: 𐰖𐰑𐰍𐰣: 𐰖𐰞𐰭𐰣: 𐰖𐰣𐰀: çmZ: KZGNms: BODN: TI: küsi: Yq: BOLMZUn: tiyn: türX: BODN: üçün: tün: UDMDM: küntZ: OLRMDM: inm: költign: birle: ki: ŞD: birle: ölü: yitü: KZGJM: CA: KZGNP: birki: BODNG: OT: SUB: KILMDM: mn: öZm: KGN: OLRTqMA: yir: SYU: BRMŞ: BODN: ölü: yitü: YDGN: YLHN: YNA: eÇiMiZ: KaZGaNMıŞ: BODuN: aTI: KÜSİ: YOK: BOLMaZUN: TİYiN: TÜRÜK: BODuN: ÜÇÜN: TÜN: UDuMaDıM: KÜNTüZ: OLuRMaDıM: İNiM: KÖLTİGiN: BİRLE: iKİ: ŞaD: BİRLE: ÖLÜ: YİTÜ: KaZGaNDıM: aNÇA: KaZGaNıP: BİRiKİ: BODuNuG: OT: SUB: KILMaDıM: MeN: ÖZüM: KaGaN: OLuRTUKuMA: YİR: SaYU: BaRMıŞ: BODuN: YaDaGıN: YaLıÑıN: ÖLÜ: YİTÜ: YaNA: amcamızın kazandığı boyların adı sanı yok olmasın diye Türk boyları için gece uyumadım, gündüz oturmadım. İnim Kül Tiğin ile, iki şad ile öle yite kazandım. anca kazanıp bütün boyları ateş su (birbirine düsman) kılmadım. Ben özüm kağan oturduğumda [her] yere [dağılıp] varmış boylar yaya yalın (çıplak), öle yite yana
23BK1D41-23𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰃𐰏𐰓𐰘𐰃𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰘𐰃𐰺𐰍𐰺𐰆: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰯𐰀: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰯𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐰏𐰼𐰇: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐱃𐰯𐰀: 𐰚𐰃: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰭𐰾𐰓𐰢: 𐰦𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰸𐰆𐱃𐰢: 𐰇𐰠𐰇𐰏𐰢: 𐰉𐰺: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰇𐰠𐱅𐰲𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐱅𐰃𐰼𐰏𐰼𐰇: 𐰃𐰏𐱅𐰢: 𐰖𐰞𐰭: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐱃𐰆𐰣𐰞𐰍: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰲𐰃𐰍𐰪: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰉𐰖: 𐰴𐰃𐰡𐰢: klti: BODNG: igdyin: tiyn: yIRGRU: OGZ: BODN: TPA: ilgrü: QITF: TTBI: BODN: TPA: birgrü: TBGÇ: TPA: ki: ygrmi: süldm: süHsdm: JA: kisre: tHri: YRLKDq: üçün: qUTM: ülügm: BR: üçün: öltçi: BODNG: tirgrü: igtm: YLH: BODNG: TONLG: KIVM: ÇIGF: BODNG: BY: KIVM: KeLTİ: BODuNıG: İGiDeYİN: TİYiN: YIRıGaRU: OGuZ: BODuN: TaPA: İLGeRÜ: KITaYN: TaTaBI: BODuN: TaPA: BİRiGeRÜ: TaBGaÇ: TaPA: iKİ: YiGiRMİ: SÜLeDiM: SÜÑüŞDüM: aNDA: KİSRE: TeÑRİ: YaRLıKaDUK: ÜÇÜN: KUTuM: ÜLÜGüM: BaR: ÜÇÜN: ÖLTeÇİ: BODuNuG: TİRGüRÜ: İGiTiM: YaLıÑ: BODuNuG: TONLıG: KILDıM: ÇIGaYN: BODuNuG: BaY: KILDıM: [dönüp] geldi. boyları düzenliyeyim diye Kuzey'de Oğuz boyları üstüne, Doğu'da Kıtay, Tatabı boyları üstüne, Güney'de Çin üstüne iki yirmi (oniki) [kez] süledim. Süngüşdüm. [o] andan sonra Tanrı bağışladığı için, kutum, gücüm var [olduğu] için ölecek boyları diriltip eğittim. Çıplak boyları donlu kıldım. Yoksul boyları varlıklı kıldım.
24BK1D41-24𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰇𐰚𐱁: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰃𐰍𐰺: 𐰠𐰠𐰏𐰓𐰀: 𐰃𐰍𐰺: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍𐰑𐰀: 𐰘𐰃𐰏: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭𐰑𐰴𐰃: 𐰴𐰍𐰣𐰞𐰍𐰑𐰀: 𐰴𐰆𐰯: 𐰉𐰕: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰖𐰍𐰾𐰃𐰕: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰸𐰆𐰯: 𐰢𐰭𐰀: 𐰚𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰘𐱅𐰃: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐱃𐰭𐰆𐱃: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐱃𐰭𐰆𐱃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰤: 𐰖𐰆𐱃𐰕𐰃𐰤: 𐰘𐰃𐰞𐰴𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐰉𐰺𐰢𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: 𐰾𐰚𐰕: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰞𐱃𐰃: 𐰲𐰆𐰉: 𐰽𐰆𐰍𐰑𐰴: Z: BODNG: ökş: KIVM: IGR: llgde: IGR: KGNLGDA: yig: KIVM: tört: BOLHDKI: KGNLGDA: KOP: BZ: KIVM: YGsIZ: KIVM: qoP: MHA: körti: yti: ygrmi: YŞMA: THUT: TPA: süldm: THUT: BODNG: BOZDM: OGLin: YOTZin: yILKisin: BRMin: JA: LTM: skZ: ygrmi: YŞMA: LTI: ÇUB: SOGDK: aZ: BODuNuG: ÖKüŞ: KILTıM: IGaR: iLLiGDE: IGaR: KaGaNLıGDA: YİG: KILDıM: TÖRT: BULuÑDaKI: BODuNuG: KOP: BaZ: KILDıM: YaGıSIZ: KILDıM: KOP: MaÑA: KÖRTİ: YiTİ: YeGiRMİ: YaŞıMA: TaÑUT: TaPA: SÜLeDiM: TaÑUT: BODuNuG: BOZDuM: OGLIN: YOTuZIN: YILKISIN: BaRıMIN: aNDA: aLTıM: SeKiZ: YeGiRMİ: YaŞıMA: aLTI: ÇUB: SOGDaK: Az boyları çok kıldım. değerli illiden, değerli kağanlıdan iyi kıldım. Dört yandaki boyları hep Baz (emrimde) kıldım, yağısız kıldım. Hep bana gördü[ler]. Onyedi yaşımda Tangut yönüne doğru süledim. Tangut boylarını bozdum. Oğlunu, karısını, at sürüsünü, [tüm] varını [o] anda aldım. Sekiz Yirmi (onsekiz) yaşımda Altı Çub Soğdak
25BK1D41-25𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰦𐰀: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰆𐰭: 𐱃𐰆𐱃𐰸: 𐰋𐰾: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰾𐰇: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰃𐰑𐰸: 𐰉𐱁𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰆𐰞: 𐰾𐰇𐰏: 𐰦𐰀: 𐰖𐰆𐰸: 𐰴𐰃𐱁𐰑𐰢: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰉𐰽𐰢𐰞: 𐰃𐰑𐰸𐱃: 𐰆𐰍𐱁𐰢: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱅𐰼𐰃: 𐰺𐰴𐱁: 𐰃𐰑𐰢𐰕: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰚[...]: [...]𐱅: 𐰱𐰏𐰼𐱅𐰢: 𐰴𐰞𐰭𐰤: 𐰋𐰼𐰇: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰢: 𐰚𐰃: 𐰆𐱃𐰕: 𐰖𐱁𐰃𐰢𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲: TPA: süldm: BODNG: Je: BOZDM: TBGÇ: OH: TUTq: bs: tümn: sü: klti: IDq: BŞDA: süHşdm: OL: süg: Je: YOq: KIŞDM: ygrmi: YŞMA: BSML: IDqT: OGŞM: BODN: tri: RKŞ: IDMZ: tiyn: süldm: k[...]: [...]t: cgrtm: KLHn: brü: klürtm: ki: OTZ: YŞIMA: TBGÇ: TaPA: SÜLeDİM: BODuNuG: aNDA: BOZDuM: TaBGaÇ: OÑ: TUTUK: BiŞ: TÜMeN: SÜ: KeLTİ: IDUK: BaŞDA: SÜÑüŞDüM: OL: SÜG: aNDA: YOK: KILDıM: YiGiRMİ: YaŞıMA: BaSMıL: IDıKUT: OGuŞuM: BODuN: eRTİ: aRKıŞ: IDMaZ: TİYiN: SÜLeDiM: K[...]: [...]T: İÇGeRTiM: KaLıÑıN: BiRÜ: KeLÜRTüM: iKİ: OTuZ: YaŞIMA: TaBGaÇ: yönüne süledim. boylarını [o] anda bozdum. Çinli Ong paşa beş tümen (ellibin) sü (er ile) geldi. Iduk Baş'da süngüşdüm. O orduyu [o] anda yok kıldım Yirmi yaşımda, Basmıl Idıkut soyum boyum idi. Yüklü deve göndermedi diye süledim. […] […] boyun eğdirttim. Varlığını beri getirdim. iki Otuz (yirmiiki) yaşımda Çin
26BK1D41-26𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰘𐰓𐰢: 𐰲𐰲𐰀: 𐰾𐰭𐰇𐰤: 𐰾𐰚𐰕: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰾𐰇: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰞𐱃𐰃: 𐰆𐱃𐰰: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰲𐰃𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰖𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰚𐰢: 𐰚𐰲𐰀: 𐰲𐰃𐰚: 𐱃𐰃𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰇𐰼𐰯𐰤𐱅𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰽𐰨𐰑𐰢: 𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰞𐱃𐰢: [...]𐰠𐰏𐰼𐱅𐰢: 𐰘𐱅𐰃: 𐰆𐱃𐰕: 𐰖𐱁𐰃𐰢𐰀: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰭𐰏: 𐰉𐱃𐰢𐰃: TPA: süydm: ççe: sHün: skZ: tümn: sü: birle: süHşdm: süsin: JA: ölrtm: LTI: OTX: YŞMA: çik: BODN: QIRKZ: birle: YGI: BOVI: km: kçe: çik: TIA: süldm: örpnte: süHşdm: süsin: SCDM: Z: BODNG: LTM: [...]lgrtm: yti: OTZ: YŞIMA: QIRKZ: TPA: süldm: süHg: BTMI: TaPA: SÜLeDiM: ÇaÇA: SEÑÜN: SeKiZ: TÜMeN: SÜ: BİRLE: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: aNDA: ÖLüRTüM: aLTI: OTuZ: YaŞıMA: ÇİK: BODuN: KIRKıZ: BİRLE: YaGI: BOLTI: KeM: KeÇE: ÇİK: TaPA: SÜLeDiM: ÖRPeNTE: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: SaNÇDıM: aZ: BODuNuG: aTLıM: [...]iLGeRTiM: YiTİ: OTuZ: YaŞIMA: KIRKıZ: TaPA: SÜLeDiM: SÜÑüG: BaTıMI: yönüne süledim. Çaça Paşa'nın sekiz Tümen (seksenbin) eri ile süngüşdüm. erini [o] anda öldürdüm. altı otuz (yirmialtı) yaşımda Çik boyları Kırgız ile [birleşip] [bize] yağı oldu. Kem [Irmağını] geçip Çik yönüne süledim. Örpen'de süngüşdüm. Erini Sançtım. (yendim) Az boylarını aldım. Baş eğdirttim. yedi otuz (yirmiyedi) yaşımda Kırgız yönüne süledim. süngü batımı [derinlikteki]
27BK1D41-27𐰴𐰺𐰍: 𐰾𐰇𐰚𐰯𐰤: 𐰚𐰇𐰏𐰢𐰤: 𐰘𐰃𐱁𐰍: 𐱃𐰆𐰍𐰀: 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰯: 𐰶𐰃𐰺𐰴𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰆𐰑𐰀: 𐰉𐰽𐰑𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰃𐰤: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐰽𐰆𐰭𐰀: 𐰘𐰃𐱁𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰃𐰤: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰃𐰠𐰤: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: 𐰆𐰞: 𐰘𐰞𐰴𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐱃𐰯𐰀: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰘𐰃𐱁𐰍: 𐱁𐰀: 𐰼𐱅𐰾: 𐰇𐰏𐰕𐰏: 𐰚𐰲𐰀: 𐰖𐰆𐰺𐰃𐰑𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰆𐰑𐰀: 𐰉𐰽𐰑𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰣: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰆𐱃𐰲𐰀: 𐰉𐰆𐰺𐰲𐰀: 𐰚𐰠𐱅𐰃: KRG: sükpn: kügmn: yişG: TOGA: YORIP: QIRKZ: BODNG: UDA: BSDM: KGNin: birle: SOHA: yiŞDA: süHşdm: KGNin: ölrtm: iln: JA: LTM: OL: yLKA: türgs: TPA: LTUN: yişG: ŞA: rts: ögZg: kçe: YORIDM: türgs: BODNG: UDA: BSDM: türgs: KGN: süsi: OTÇA: BORÇA: klti: KaRıG: SÖKüPeN: KÖGMeN: YIŞıG: TOGA: YORIP: KIRKıZ: BODuNuG: UDA: BaSDıM: KaGaNIN: BİRLE: SOÑA: YIŞDA: SÜÑüŞDüM: KaGaNIN: ÖLüRTüM: İLiN: aNDA: aLTıM: LO: YıLKA: TÜRGiŞ: TaPA: aLTUN: YIŞıG: aŞA: iRTiŞ: ÖGüZüG: KeÇE: YORIDıM: TÜRGiŞ: BODuNuG: UDA: BaSDıM: TÜRGiŞ: KaGaN: SÜSİ: OTÇA: BORÇA: KeLTİ: karı söküp (geçip), Kögmen ormanını aşıp [at] yorup Kırgız boyları uykuda bastım. Kağanı ile Songa ormanında süngüşdüm. Kağanını öldürdüm. İlini [o] anda aldım. O yıl Türgişe doğru Altun ormanını aşıp, İrtiş ırmağını geçip yürüdüm. Türgiş boylarını uykuda bastım. Türgiş kağanının erleri ateşce (gibi), boraca [üstümüze] geldi.
28BK1D41-28𐰉𐰆𐰞𐰲𐰆𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢𐰕: 𐰴𐰍𐰣𐰃𐰤: 𐰖𐰉𐰍𐰆𐰾𐰃𐰤: 𐱁𐰑𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰃𐰠𐰤: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: 𐰆𐱃𐰕: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰋𐰾: 𐰉𐰞𐰶: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰞𐱃𐰃: 𐰖𐰆𐰞𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: [...]: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰸𐰆𐰯: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰋𐰾: 𐰉𐰞𐰶: 𐰃𐰲𐰼𐰚𐰃𐰤𐰀: 𐰚𐰃𐱁𐰃𐱅𐰃𐰤: [...]𐰰: 𐰖𐰆𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰉𐰞𐰶𐰑𐰀: 𐰢𐰀𐰭𐰀: 𐰆𐰴𐰍𐰞𐰃: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰋𐰾: 𐰉𐰞𐰶: 𐰣𐰃: 𐰇𐰲𐰤: 𐰆𐰕𐰑𐰃: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: BOLÇUDA: süHşdmZ: KGNin: YBGUsin: ŞDin: JA: ölrtm: iln: JA: LTM: OTZ: YŞMA: bs: BLQ: TPA: süldm: LTI: YOLI: süHşdm: [...]: süsin: qOp: ölrtm: bs: BLQ: içrkine: kişitin: [...]X: YOq: üçn: kisi: BLQDA: MAHA: OKGLI: klti: bs: BLQ: NI: üçn: OZDI: OTZ: RTqI: BOLÇUDA: SÜÑüŞDüMüZ: KaGaNIN: YaBGUSIN: ŞaDIN: aNDA: ÖLüRTüM: İLiN: aNDA: aLTıM: OTuZ: YaŞıMA: BiŞ: BaLıK: TaPA: SÜLeDiM: aLTI: YOLI: SÜÑüŞDüM: [...]: SÜSiN: KOP: ÖLüRTüM: BiŞ: BaLıK: İÇReKİNE: KİŞİTİN: [...]ÜK: YOK: ÜÇüN: KİŞİ: BaLıKDA: MAÑA: OKıGLI: KeLTİ: BiŞ: BaLıK: aNI: ÜÇüN: OZDI: OTuZ: aRTUKI: Bolçu'da süngüşdük. Kağanını, yabgusunu?, şadını [o] anda öldürdüm. İlini [o] anda aldım. Otuz yaşımda Beş Balık'a doğru süledim. Altı yol süngüşdüm. [...] erini hep öldürdüm. Beş Balık içinde [çok] kişi […] yok (öleceği) için, kişi[ler] kentten bana yalvarmaya geldi. Beş Balık onun için kurtuldu. Otuz artı
29BK1D41-29𐰋𐰃𐰼: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰴𐰺𐰞𐰸: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰍𐰽𐰕: 𐰼𐰇𐰼: 𐰉𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐰚𐰠𐰃: 𐰖𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐱃𐰢𐰍: 𐰃𐰑𐰸: 𐰉𐱁𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰴𐰺𐰞𐰸: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: [...]𐰑𐰢: 𐰉𐰽𐰢𐰞: 𐰴𐰺𐰀: [...]𐰓𐰇𐰓[...]: 𐰴𐰺𐰞𐰸: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱅𐰃𐰼𐰠𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰽𐰨𐱃𐰢: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐱃𐰸𐰆𐰕: 𐰆𐰍𐰕: 𐰢𐰤𐰤: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢: 𐰼𐱅𐰃: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰘𐰼: 𐰉𐰆𐰞𐰍𐰴𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰤: 𐰇𐰓𐰃𐰭𐰀: [...]: bir: Yşma: KRLq: BODN: BUGSZ: rür: BRUR: rkli: YGI: BOVI: TMG: IDq: BŞDA: süHşdm: KRLq: BODNG: ölrtm: JA: LTM: [...]DM: BSML: KRA: [...]düd[...]: KRLq: BODN: tirlp: klti: SCTM: ölrtm: TquZ: OGZ: mnn: BODNM: rti: tHri: yr: BOLGKin: üçn: üdiHe: [...]: BİR: YAŞIMA: KARLUK: BODuN: BUÑSUZ: ERÜR: BARUR: ERKLİ: YAGI: BOLDI: TAMAG: IDUK: BAŞDA: SÜÑÜŞDÜM: KARLUK: BODUNUG: ÖLÜRTÜM: aNDA: ALTIM: [...]DIM: BASMIL: KARA: [...]DÜD[...]: KARLUK: BODUN: TİRİLİP: KELTİ: SANÇTIM: ÖLÜRTÜM: TOKUZ: OGUZ: MENİÑ: BODUNUM: ERTİ: TEÑRİ: YİR: BULGAKIN: ÜÇÜN: ÖDİÑE: [...]: bir yaşımda Karluk boyları sıkıntısız, hür varır [iken] güçlü yağı oldu. Tamağ Iduk Baş'da süngüşdüm. Karluk boylarını öldürdüm. [o] anda aldım. […] Basmıl kara [boyları] [...] Karluk boyları dirilip (birleşip) geldi. Sançtım, öldürdüm. Dokuz Oğuz benim boylarım idi. Gök, yer bulandığı için, ödüne (içine, yüreğine) […]
30BK1D41-30𐰚𐰇𐰤𐰃: 𐱅𐰏𐰓𐰰: 𐰇𐰲𐰤: 𐰖𐰍𐰃: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰖𐰃𐰞𐰴𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰖𐰆𐰞𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰭: 𐰃𐰚𐰠𐰃: 𐱃𐰆𐰍𐰆: 𐰉𐰞𐰶𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐱃𐰆𐰍𐰞𐰀: 𐰇𐰏𐰕𐰏: 𐰘𐰇𐰕𐱅𐰃: 𐰚𐰲𐰯: 𐰾𐰇𐰾𐰃: [...]: 𐰚𐰃𐰦𐰃: 𐰦𐰺𐰍𐰆𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰽𐰨𐰑𐰢: 𐰃𐰠𐰃𐰤: 𐰞𐱃𐰢: 𐰇𐰲𐰨: 𐰲𐰆𐱁: 𐰉𐱁𐰃𐰦𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰑𐰴: 𐰴𐰢𐱁𐱃𐰃: 𐰖𐰉𐰞𐰴: küni: tgdX: üçn: YGI: BOVI: bir: YILKA: tört: YOLI: süHşdm: H: ikli: TOGU: BLQDA: süHşdm: TOGLA: ögZg: yüZti: kçp: süsi: [...]: kiJi: JRGUDA: süHşdm: süsin: SCDM: ilin: LTM: üçC: ÇUŞ: BŞIJA: süHşdm: türX: BODN: DK: KMŞTI: YBLK: KÜNİ: TeGDÜK: ÜÇüN: YaGI: BOLDI: BİR: YILKA: TÖRT: YOLI: SÜÑüŞDüM: eÑ: İLKİ: TOGU: BaLIKDA: SÜÑüŞDüM: TOGLA: ÖGüZüG: YÜZüTİ: KeÇiP: SÜSİ: [...]: iKİNTİ: aNDıRGUDA: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: SaNÇDıM: İLİN: aLTıM: ÜÇüNÇ: ÇUŞ: BaŞINDA: SÜÑüŞDüM: TÜRÜK: BODuN: aDaK: KaMŞatTI: YaBLaK: kıskançlık değdiği için yağı oldu. bir Yılda dört yol süngüşdüm. En ilki Toğu Balık'ta süngüşdüm. Toğla ırmağını yüzüp geçip eri […]. İkinci Andırğu'da süngüşdüm. Erini sançtım. İlini aldım. Üçüncü Çuş Başı'nda süngüşdüm. Türk boylar ayak kamşattı (titretti). Kötü
31BK1D41-31𐰉𐰆𐰞𐱃𐰲𐰃: 𐰼𐰓𐰃: 𐰆𐰕𐰀: 𐰖𐰪𐰀: 𐰚𐰠𐰏𐰢𐰀: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰍𐱃𐰢: 𐰇𐰚𐱁: 𐰇𐰠𐱅𐰲𐰃: 𐰦𐰀: 𐱅𐰃𐰼𐰠𐱅𐰃: 𐰦𐰀: 𐱃𐰆𐰭𐰺𐰀: 𐰘𐰃𐰞𐰯𐰍𐰆𐱃𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰆𐰍𐱁𐰍: 𐱃𐰆𐰭𐰀: 𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰖𐰆𐰍𐰃𐰦𐰀: 𐰏𐰼𐰀: 𐱃𐰆𐰴𐰃𐰑𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐱅𐰨: 𐰕𐰏𐰦𐰃: 𐰴𐰑𐰕𐰑𐰀: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰽𐰨𐰑𐰢: 𐰖𐰉𐰺𐰃𐱃𐰑𐰢: [...]𐰉𐰺𐰢[...]: [...]: 𐰴𐰃𐰺𐰴: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰢𐰍𐰃: 𐰴𐰆𐰺𐰍𐰣: 𐰶𐰃𐱁𐰞𐰑𐰸𐰑𐰀: 𐰖𐰆𐱃: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰖𐰕𐰭𐰀: BOLTÇI: rdi: OZA: YFA: klgme: süsin: GTM: ökş: öltçi: JA: tirlti: JA: TOHRA: yILPGUTI: bir: OGŞG: TOHA: tign: YOGIJA: gre: TOKIDM: törtC: ZgJi: KDZDA: süHşdm: süsin: JA: SCDM: YBRITDM: [...]BRM[...]: [...]: KIRK: YŞMA: MGI: KORGN: QIŞLDqDA: YUT: BOVI: YZHA: BOLTaÇI: eRTİ: UZA: YaYNA: KeLiGME: SÜSİN: aGıtTıM: ÖKüŞ: ÖLTeÇİ: aNDA: TİRiLDİ: aNDA: TOÑRA: YILPaGUTI: BİR: OGuŞuG: TOÑA: TİGiN: YOGıNDA: eGiRE: TOKIDıM: TÖRTüNÇ: eZGiNTİ: KaDıZDA: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: aNDA: SaNÇDıM: YaBRITDıM: [...]BaRıM[...]: [...]: KIRK: YaŞıMA: aMGI: KURGaN: KIŞLaDUKDA: YUT: BOLDI: YaZıÑA: olacak idi. Uzanıp yayılıp gelmekte [olan] erini uçurdum. Çok ölecek[ti] [o] anda dirildi. [o] anda Tongra yiğiti bir bölüğü Tongga Tigin yoğunda çevirip dokundum (vurdum). Dördüncü Ezginti Kadız'da süngüşdüm. Erini [o] anda sançtım, yıprattım. [...]barım?[...] [...] Kırk yaşımda Amgı Kurgan'da kışladığımızda kıtlık oldu. [İlk] yazında
32BK1D41-32𐰆𐰍𐰕: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰃𐰠𐰚𐰃: 𐰾𐰇: 𐱃𐱁𐰶𐰢𐱁: 𐰼𐱅𐰃: 𐰚𐰃𐰤: 𐰾𐰇: 𐰋𐰓𐰀: 𐰼𐱅𐰃: 𐰇𐰲: 𐰆𐰍𐰕: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰉𐰽𐰀: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰖𐰑𐰍: 𐰖𐰉𐰕: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐱅𐰃𐰯: 𐰞𐰍𐰞𐰃: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰾𐰃𐰭𐰺: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰋𐰏: 𐰉𐰺𐰴𐰍: 𐰖𐰆𐰞𐰍𐰞𐰃: 𐰉𐰺𐰑𐰃: 𐰾𐰃𐰭𐰺: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰏𐰠𐰃: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰕: 𐰕: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰖𐰉𐰕: 𐰼𐱅𐰢𐰕: 𐰆𐰍𐰆𐰕: [...]𐱃: 𐰖𐰍𐰃: [...]: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰚𐰇𐰲: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰰: 𐰇𐰲𐰤: 𐰦𐰀: 𐰽𐰨𐰑𐰢: OGZ: TPA: süldm: ilki: sü: TŞQMŞ: rti: kin: sü: bde: rti: üç: OGZ: süsi: BSA: klti: YDG: YBZ: BOVI: tip: LGLI: klti: siHR: süsi: bg: BRKG: YOLGLI: BRDI: siHR: süsi: süHşgli: klti: bIZ: Z: rtMZ: YBZ: rtMZ: OGUZ: [...]T: YGI: [...]: tHri: küç: birtX: üçn: JA: SCDM: OGuZ: TaPA: SÜLeDiM: İLKİ: SÜ: TaŞIKMıŞ: eRTİ: iKİN: SÜ: eBDE: eRTİ: ÜÇ: OGuZ: SÜSİ: BaSA: KeLTİ: YaDaG: YaBıZ: BOLDI: TİP: aLıGaLI: KeLTİ: SIÑaR: SÜSİ: eBiG: BaRKıG: YOLıGaLI: BaRDI: SIÑaR: SÜSİ: SÜÑüŞGeLİ: KeLTİ: BİZ: aZ: eRTiMiZ: YaBıZ: eRTiMiZ: OGUZ: [...]T: YaGI: [...]: TeÑRİ: KÜÇ: BİRTÜK: ÜÇüN: aNDA: SaNÇDıM: Oğuz'a doğru süledim. İlk eri (ordusu) taşıkmış (çıkmış) idi. İkinci eri yerleşik idi. Üç Oğuz eri (ordusu) basıp geldi. Yaya, yabız oldu deyip yenmeye geldi. Erin yarısı evi barkı yağmalamaya vardı. Erin yarısı [da] süngüşmeye geldi. Biz az idik. Yabız idik. Oğuz [...]t yağı [...] Tanrı güç verdiği için [o] anda sançtım.
33BK1D41-33𐰖𐰪𐰑𐰢: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰢𐰤: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐱁: 𐰼𐰨: 𐰢𐰤: 𐰃𐰤𐰠𐰏𐰇: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰽𐰺: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐱅𐰲𐰃: 𐰼𐱅𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰡𐰲𐰃: 𐰼𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰨𐰀: 𐰽𐰴𐰣𐰭: 𐰨𐰀: 𐰋𐰃𐰠𐰭: [...]: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]𐰑[...]: [...]: 𐰃𐰑𐰢𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: YFDM: tHri: YRLKDq: üçn: mn: KZGJq: üçn: türX: BODN: KZGNMŞ: rC: mn: inlgü: BUCA: BŞLYU: KZGNMSR: türX: BODN: öltçi: rti: Yq: BOVÇI: rti: türX: bglr: BODN: Ce: SKNH: Ce: bilH: [...]: OGZ: BODN: [...]D[...]: [...]: IDMYin: tiyn: süldm: YaYNıDıM: TeÑRİ: YaRLuKaDUK: ÜÇüN: MeN: KaZGaNDUK: ÜÇüN: TÜRÜK: BODuN: KaZGaNMıŞ: eRiNÇ: MeN: İNiLiGÜ: BUNÇA: BaŞLaYU: KaZGaNMaSaR: TÜRÜK: BODuN: ÖLTeÇİ: eRTİ: YOK: BOLTaÇI: eRTİ: TÜRÜK: BeGLeR: BODuN: aNÇA: SaKıNıÑ: aNÇA: BİLiÑ: [...]: OGuZ: BODuN: [...]D[...]: [...]: IDMaYIN: TİYiN: SÜLeDiM: dağıttım. Tanrı istediği için ben kazandığım için Türk boyları kazanmış gerçek. Ben kardeşim ile bunca başa geçip kazanmasam Türk boyları ölecek idi, yok olacak idi. Türk beğleri, boyları anca sakının, anca bilin. [...] Oğuz boyları [...]d[...] […] göndermesin diye süledim.
34BK1D41-34𐰋𐰃𐰤: 𐰉𐰺𐰴𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰸𐰕: 𐱃𐱃𐰺: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐱅𐰃𐰼𐰃𐰠𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰍𐰆𐰑𐰀: 𐰚𐰃: 𐰆𐰞𐰍: 𐰾𐰇𐰭𐱁: 𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: 𐰃𐰠𐰤: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: 𐰨𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰯: [...]: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰢𐰤: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐰇𐰲: 𐰖𐱁𐰢𐰀: [...]𐰸: 𐰼𐱅𐰃: 𐰇𐰓𐰾𐰏: 𐰇𐱅: 𐰇𐰠𐰏: 𐰚𐰇𐰲: [...]: bin: BRKin: BOZDM: OGZ: BODN: TqZ: TTR: birle: tirilp: klti: GUDA: ki: ULG: süHş: süHşdm: süsin: BOZDM: iln: JA: LTM: Ce: KZGNP: [...]: tHri: YRLKDq: üçn: mn: OTZ: RTqi: üç: YŞMA: [...]q: rti: ödsg: öt: ülg: küç: [...]: eBİN: BaRKIN: BOZDuM: OGuZ: BODuN: TOKuZ: TaTaR: BİRLE: TİRİLiP: KeLTİ: aGUDA: iKİ: ULuG: SÜÑüŞ: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: BOZDuM: İLiN: aNDA: aLTıM: aNÇA: KaZGaNıP: [...]: TeÑRİ: YaRLuKaDUK: ÜÇüN: MeN: OTuZ: aRTUKI: ÜÇ: YaŞıMA: [...]UK: eRTİ: ÖDSiG: ÖT: ÜLüG: KÜÇ: [...]: Evini, barkını bozdum. Oğuz boyları Dokuz Tatar ile dirilip (birleşip) geldi. Ağu'da iki büyük süngüş süngüşdüm. Erini bozdum. İlini [o] anda aldım. Anca kazanıp […] Tanrı buyurduğu için ben otuz artı üç yaşımda [...]uk idi. [bu] zamanda öğüt, uğur, güç [veren] […]
35BK1D41-35𐰃𐰏𐰓𐰢𐱁: 𐰞𐰯: 𐰴𐰍𐰣𐰭𐰀: 𐰖𐰭𐰞𐰑𐰃: 𐰇𐰕𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰃𐰑𐰸: 𐰘𐰼: 𐰽𐰆𐰉: [...]: 𐰲𐰃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰸𐰆𐱃𐰃: 𐱃𐰯𐰶𐰞𐰢𐰑𐰃: 𐰼𐰨: 𐱃𐰸𐰆𐰕: 𐰆𐰍𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰘𐰼𐰤: 𐰽𐰆𐰉𐰃𐰤: 𐰃𐰑𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰍𐰺𐰆: 𐰉𐰺𐰑𐰃: 𐱃𐰉𐰍𐰲: [...]: 𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]: 𐰉𐰆: 𐰘𐰼𐰓𐰀: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰃𐰏𐰓𐰘𐰤: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰽𐰴𐰣𐰯: [...]: 𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]: igdmş: LP: KGNHA: YHLDI: üZe: tHri: iDq: yr: SUB: [...]: çim: KGN: qUTI: TPQLMDI: rC: TquZ: OGZ: BODN: yrn: SUBin: IDP: TBGÇGRU: BRDI: TBGÇ: [...]: BODN: [...]: BU: yrde: klti: igdyn: tiyn: SKNP: [...]: BODN: [...]: İGiDMiŞ: aLP: KaGaNıÑA: YaÑıLDI: ÜZE: TeÑRİ: IDUK: YiR: SUB: [...]: eÇİM: KaGaN: KUTI: TaPKILMaDI: eRiNÇ: TOKUZ: OGuZ: BODuN: YiRiN: SUBIN: IDıP: TaBGaÇGaRU: BaRDI: TaBGaÇ: [...]: BODuN: [...]: BU: YiRDE: KeLTİ: İGiDeYiN: TİYiN: SaKıNıP: [...]: BODuN: [...]: doyurmuş alp kağanına yanıldı (baş kaldırdı). Üstte Tanrı, kutsal yer, su [...] amcam kağanın kutunu yeter bulmadı gerçek. Dokuz Oğuz boyları, yerini, suyunu koyup Çin'e Vardı. (gitti) Çin [...] boyları [...] bu yerde geldi. Besleyeyim diye sakınıp [...] boyları [...]
36BK1D41-36𐰖𐰕𐰸𐰞𐱃[...]: 𐰋𐰃𐰼𐰘𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰑𐰀: 𐱃𐰃: 𐰚𐰇𐰾𐰃: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰉𐰆: 𐰘𐰼𐰓𐰀: 𐰢𐰭𐰀: 𐰴𐰆𐰺: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰢𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰢: 𐰇𐰲𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: [...]𐰇[...]: 𐰴𐰞𐰢𐰑𐰢: 𐰃𐰠𐰏: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰏: 𐰘𐰏𐰓𐰃: 𐰴𐰕𐰍𐰦𐰢: 𐰃𐰑[...]: [...]𐱅𐰃𐰼𐰠𐰯: 𐰘[...]: YZqLT[...]: birye: TBGÇDA: TI: küsi: Yq: BOVI: BU: yrde: MHA: KUR: BOVI: mn: öZM: KGN: OLRTqm: üçn: türX: BODNG: [...]ü[...]: KLMDM: ilg: türüg: ygdi: KZGJM: ID[...]: [...]tirlp: y[...]: YaZUKLaT[...]: BİRiYE: TaBGaÇDA: aTI: KÜSİ: YOK: BOLDI: BU: YiRDE: MaÑA: KUR: BOLDI: MeN: ÖZüM: KaGaN: OLuRTUKuM: ÜÇüN: TÜRÜK: BODuNuG: [...]Ü[...]: KıLMaDıM: İLiG: TÖRÜG: YiGDİ: KaZGaNDıM: ID[...]: TİRiLiP: Yi[...]: kınat[...] Güney'de Çin'de adı sanı yok oldu. Bu yerde bana kul oldu. Ben özüm kağan oturduğum için Türk boylarını [...]ü[...] kılmadım. İli, töreyi iyice kazandım. [...] dirilip yi[...]
37BK1D41-37𐰦𐰀: 𐰾𐰇𐰤𐱁𐰓𐰢: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰽𐰨𐰑𐰢: 𐰃𐰲𐰚𐰏𐰢𐰀: 𐰱𐰚𐰓𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰡𐰃: 𐰇𐰠𐰏𐰢𐰀: 𐰇𐰠𐱅𐰃: 𐰾𐰠𐰭𐰀: 𐰸𐰆𐰑𐰃: 𐰖𐰆𐰺𐰯𐰣: 𐰴𐰺𐰍𐰣: 𐰶𐰃𐰽𐰞𐱃𐰀: 𐰋𐰃𐰤: 𐰉𐰺𐰴𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: [...]: 𐰘𐱁𐰴𐰀: 𐰍𐰑𐰃: 𐰆𐰖𐰍𐰺: 𐰠𐱅𐰋𐰼: 𐰘𐰇𐰕𐰲𐰀: 𐰼𐰏: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐱅𐰕𐰯: 𐰉𐰺𐰑𐰃: [...]: JA: sünşdm: süsin: SCDm: içkgme: ckdi: BODN: BOVI: ölgme: ölti: slHe: qoDI: YURPN: KRGN: QISLTA: bin: BRKin: JA: BOZDM: [...]: yşKA: GDI: UYGR: ltbr: yüZçe: rg: ilgrü: tZp: BRDI: [...]: aNDA: SÜÑüŞDüM: SÜSİN: SaNÇDıM: İÇiKiGME: İÇiKDİ: BODuN: BOLDI: ÖLüGME: ÖLTİ: SeLeÑE: KODI: YORıPaN: KaRGaN: KISıLTA: eBİN: BaRKIN: aNDA: BOZDuM: [...]: YıŞKA: aGDI: UYGuR: iLTeBeR: YÜZÇE: eRiG: İLGeRÜ: TeZiP: BaRDI: [...]: [o] anda süngüşdüm. Ordusunu sançtım. Baş eğen baş eğdi, boy oldu. Ölen öldü. Selenge'den aşağıya [at] yorup Kargan geçidinde evini, barkını [o] anda bozdum. [...] ormanına ağdı (çıktı.) Uygur ilbaşısı yüzce erle Doğu'ya tezip (kaçıp) Vardı. (gitti) […]
38BK1D41-38[...]𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰀𐰲: 𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰞: 𐰘𐰃𐰞𐰴𐰃𐰍: 𐰞𐰯: 𐰃𐰏𐱅𐰢: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰆𐰍𐰕: 𐱅𐰕𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰚𐰃𐰼𐱅𐰃: 𐰇𐰚𐰤𐰯: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰽𐰆𐰴𐰣: [...]: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰤: 𐰖𐰆𐱃𐰕𐰃𐰤: 𐰦𐰀: 𐰞𐱃𐰢: 𐰚𐰃: 𐰠𐱅𐰋𐰼𐰠𐰏: 𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]: [...]ti: türX: BODN: AÇ: rti: OL: yiLKIG: LP: igtm: OTZ: RTqI: tört: YŞMA: OGZ: tZP: TBGÇKA: kirti: öknp: süldm: SUKN: [...]: OGLin: YOTZin: JA: LTM: ki: ltbrlg: BODN: [...]: [...]Tİ: TÜRÜK: BODuN: AÇ: eRTİ: OL: YILKIG: aLıP: İGitTiM: OTuZ: aRTUKI: TÖRT: YaŞıMA: OGuZ: TeZiP: TaBGaÇKA: KİRTİ: ÖKüNüP: SÜLeDiM: SUKuN: [...]: OGLIN: YOTuZIN: aNDA: aLTıM: iKİ: iLTeBeRLiG: BODuN: […]: [...]ti. Türk boyları aç idi. O at sürüsünü alıp doyurdum. Otuz artı dört yaşımda Oğuz kaçıp Çin'e girdi. [buna] uyanıp süledim. Soyunu, [...], oğlunu, karısını [o] anda aldım. İki ilbaşılı boylar [...]
39BK1D41-39𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰚𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰖𐰞𐰉𐰲𐰃: 𐰓𐰏𐰇: 𐰽𐰉𐰃: 𐰇𐱅𐰏𐰃: 𐰚𐰠𐰢𐰕: 𐱅𐰃𐰘𐰤: 𐰖𐰖𐰣: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰦𐰀: 𐰉𐰆𐰕𐰑𐰢: 𐰘𐰃𐰞𐰴𐰃𐰽𐰃𐰤: [...]: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐱅𐰃𐰼𐰠𐰯: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰴𐰑𐰺𐰴𐰣: 𐰘𐰃𐱁𐰑𐰀: 𐰸𐰆𐰣[...]: TTBI: BODN: TBGÇ: KGNKA: körti: YLBÇI: dgü: SBI: ütgi: klMZ: tiyn: YYN: süldm: BODNG: JA: BOZDM: yiLKISin: [...]: süsi: tirlp: klti: KDRKN: yişDA: qON[...]: TaTaBI: BODuN: TaBGaÇ: KaGaNKA: KÖRTİ: YaLaBaÇI: eDGÜ: SaBI: ÖTüGİ: KeLMeZ: TİYiN: YaYıN: SÜLeDiM: BONuDuG: aNDA: BOZDuM: YILKISIN: [...]: SÜSİ: TİRiLiP: KeLTİ: KaDıRKaN: YIŞDA: KON[...]: Tatabı boyları, Çin kağanına gördü (bağlandı) Elçisi, iyi sözü, yakarışı gelmez diye yazın süledim. Boylarını [o] anda bozdum. at sürüsünü [...] eri dirilip geldi. Kadırkan ormanında kon[...]
40BK1D41-40[...]𐰍𐰴𐰭𐰀: 𐰘𐰼𐰭𐰼𐰇: 𐰽𐰆𐰉𐰃𐰭𐰺𐰆: 𐰸𐰆𐰦𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐰘𐰀: 𐰚𐰼𐰠𐰸: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰀: 𐱅𐰃𐰯: 𐱃𐰆𐰑𐰣: 𐰖𐰢𐱃𐰺𐰍: 𐰃𐱃𐰢: 𐰉𐰺𐰑𐰃: [...]: 𐰴𐰺𐰞𐰸: 𐰠𐱅𐰋𐰼: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐱁: 𐰃𐰤𐰾𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰣𐰴𐰀: [...]: [...]GKHA: yrHrü: SUBIHRU: qOJi: birye: krlq: BODN: TPA: süle: tip: TUDN: YMTRG: ITM: BRDI: [...]: KRLq: ltbr: Yq: BOLMŞ: insi: bir: qoRGNKA: [...]: [...]GaKıÑA: YiRiÑeRÜ: SUBIÑaRU: KONTI: BİRiYE: KaRLuK: BODuN: TaPA: SÜLE: TİP: TUDuN: YaMTaRıG: ITıM: BaRDI: [...]: KaRLuK: iLTeBeR: YoK: BOLMıŞ: İNiSİ: BİR: KORGaNKA: […]: [...]gakınga, yerine [doğru suyuna [doğru kondu. Güney'de Karluk boylarına doğru süle deyip Tudun Yamtar'ı ettim (gönderdim.) vardı (gitti) […] Karluk ilbaşısı yok olmuş, kardeşi bir korgana […]
41BK1D41-41[...]: 𐰺𐰴𐱁𐰃: 𐰚𐰠𐰢𐰓𐰃: 𐰣𐰃: 𐰪𐱃𐰖𐰤: 𐱅𐰃𐰯: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰸𐰆𐰼𐰍𐰆: 𐰚𐰃: 𐰇𐰲: 𐰚𐰃𐰾𐰠𐰏𐰤: 𐱅𐰕𐰯: 𐰉𐰺𐰑𐰃: 𐰴𐰺𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰍𐰣𐰢: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐱅𐰃𐰯: 𐰇𐰏𐰓𐰃: [...]𐰴𐰀: 𐰀𐱃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐰚𐰃𐰲𐰏: 𐱃𐰞𐰍[...]: [...]: RKŞI: klmdi: NI: FTYn: tip: süldm: qorGu: ki: üç: kislgn: tZp: BRDI: KRA: BODN: KGNM: klti: tip: ögdi: [...]KA: AT: birtm: kiçg: TLG[...]: [...]: aRKıŞI: KeLMeDİ: aNI: aYNıTaYıN: TİP: SÜLeDiM: KORıGU: iKİ: ÜÇ: KİŞiLGeN: TeZiP: BaRDI: KaRA: BODuN: KaGaNıM: KeLTİ: TİP: ÖGDİ: [...]KA: AT: BİRTiM: KİÇiG: aTLıG[...]: [...] vergisi gelmedi. Onu korkutayım deyip süledim. Koruyucusu iki üç kişiyle tezip (kaçıp) vardı. ( gitti) [Onun] Kara boyları Kağanım geldi deyip [beni] övdü. [...]ka ad verdim. Küçük adlı[...]
42BK2GD1-1[...]𐰰𐰇𐰚: 𐰇𐰭𐰏: 𐰖𐰆𐰍𐰺𐰆: 𐰾𐰇: 𐰖𐰆𐰺𐰯: 𐱅𐰇𐰤𐰠𐰃: 𐰚𐰇𐰤𐰠𐰃: 𐰘𐰃𐱅𐰃: 𐰇𐰓𐱁𐰚𐰀: 𐰽𐰆𐰉𐰽𐰕: 𐰚𐰲𐰓𐰢: 𐰲𐰆𐰺𐰴𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰯: 𐰖𐰆𐰞𐰍𐰲𐰃: 𐰼𐰃𐰏: 𐰚[...]𐰋𐰾: 𐰚𐰲𐰤𐰚𐰀: 𐱅𐰏𐰃: [...]: [...]Xök: üHg: YOGRU: sü: YORP: tünli: künli: yiti: ödşke: SUBSZ: kçdm: ÇORKKA: tgp: YOLGÇI: rig: k[...]bs: kçnke: tgi: [...]: [...]KÖK: ÖÑüG: YOGuRU: SÜ: YORıP: TÜNLİ: KÜNLİ: YİTİ: ÖDüŞKE: SUBSuZ: KeÇDiM: ÇORaKKA: TeGiP: YULıGÇI: eRİG: K[...]BeS: KeÇiNKE: TeGİ: [...]: Kök Öng'ü yürüyerek [atlı] eri yorup, geceli gündüzlü yedi günde Susuz'a geçtim. Çorak'a değip yağmacı er[ler]i k[...]bes Keçin'e değin [...]
43BK3G15-1[...]: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐱃𐰞𐰍: 𐰾𐰇𐰾𐰃: 𐰋𐰃𐰼: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐰘𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰭: 𐰾𐰇𐰏: 𐰃𐰠𐰚𐰃: 𐰚𐰇𐰤: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰖𐰑𐰍: 𐰾𐰇𐰾𐰃𐰤: 𐰚𐰦𐰃: 𐰚𐰇𐰤: 𐰸𐰆𐰯: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰋𐰃[...]: 𐰚𐰠𐰯: 𐰉𐰺𐰑[...]: [...]: TBGÇ: TLG: süsi: bir: tümn: RTqI: yti: biH: süg: ilki: kün: ölrtm: YDG: süsin: kJi: kün: qop: ölrtm: bi[...]: klp: BRD[...]: [...]: TaBGaÇ: aTLıG: SÜSİ: BİR: TÜMeN: aRTUKI: YiTİ: BİÑ: SÜG: İLKİ: KÜN: ÖLüRTüM: YaDaG: SÜSİN: iKiNTİ: KÜN: KOP: ÖLüRTüM: Bİ[...]: KeLiP: BarD[...]: [...] Çin atlı eri bir tümen artı yedi bin (onyedibin) erini ilk gün öldürdüm. Yayan erini ikinci gün hep öldürdüm. Bi[...] gelip vard[...]
44BK3G15-2[...]: 𐰖𐰆𐰞𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐰾𐰚𐰕: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐰶𐰃𐱁𐰣: 𐰶𐰃𐱃𐰪: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: [...]: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐱃𐰆𐰴𐰕: 𐰖𐱁𐰢𐰃: 𐰖𐰕𐰣: 𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐱃𐰯𐰀: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: [...]: YOLI: süldm: OTZ: RTqi: skz: YŞMA: QIŞN: QITF: TPA: süldm: [...]: OTZ: RTqi: TOKZ: YŞMI: YZN: TTBI: TPA: süldm: [...]: YOLI: SÜLeDiM: OTuZ: aRTUKI: SeKiZ: YaŞıMA: KIŞıN: KITaYN: TaPA: SÜLeDiM: [...]: OTuZ: aRTUKI: TOKuZ: YaŞıMA: YaZıN: TaTaBI: TaPA: SÜLeDiM: [...] yol süledim. Otuz artı sekiz yaşımda kışın Kıtaya doğru süledim. [...] Otuz artı dokuz yaşımda yazın Tatabı üstüne süledim.
45BK3G15-3[...]𐰢𐰤: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰣: 𐰖𐰆𐱃𐰕𐰃𐰤: 𐰖𐰃𐰞𐰴𐰾𐰃𐰤: 𐰉𐰺𐰢𐰤: [...]𐰺𐰀: 𐰸𐰆[...]: [...]mn: ölrtm: OGLIN: YOTZin: YILKsin: BRmn: [...]RA: qo[...]: [...]MeN: ÖLüRTüM: OGLIN: YOTuZIN: YILKıSIN: BaRıMıN: [...]RA: KO[...]: [...]ben öldürdüm. Oğlunu, karısını, at sürüsünü varını [...]ar ko[...]
46BK3G15-4𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]: 𐰖𐰆𐱃𐰕𐰃𐰤: 𐰖𐰸: 𐰴𐰃𐰡𐰢: [...]: BODN: [...]: YOTZin: Yq: KIVM: [...]: BODuN[...]: […] YOTuZIN: YOK: KILDıM: [...]: boyunu, […] karısını yok kıldım. […]
47BK3G15-5𐰖𐰆𐰺[...]: YOR[...]: YOR[...]: yor[...] 0
48BK3G15-6𐰾𐰇𐰭𐱁𐰓𐰢: [...]: [...]𐰇𐰲𐰤[...]: süHşdm: [...]: [...]üçn[...]: SÜÑüŞDüM: [...]: [...]ÜÇiN[...]: süngüşdüm. […] […]için […
49BK3G15-7𐰋𐰼𐱅𐰢: 𐰞𐰯: 𐰼𐰃𐰤: 𐰇𐰠𐰼𐰯: 𐰉𐰞𐰉𐰞: 𐰴𐰃𐰞𐰆: 𐰋𐰼𐱅𐰢: 𐰠𐰏: 𐰖𐱁𐰢𐰀: 𐱃𐱃𐰉𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰶𐰃𐱃𐰪𐰑𐰀: 𐰑𐰺𐰍[...]: [...]𐰴[...]: 𐱅𐰇𐰭𐰚𐰼: 𐱃𐰍𐰴𐰃: brtm: LP: rin: ölrp: BLBL: KILU: brtm: lg: YŞMA: TTBI: BODN: QITFDA: DRG[...]: [...]K[...]: töHkr: TGKI: BiRTiM: aLP: eRİN: ÖLüRüP: BaLBaL: KILU: BiRTiM: eLiG: YaŞıMA: TaTaBI: BODuN: KITaYNDA: aDKıG[...]: [...]Ka[...]: TÖÑüKeR: TaGKA: verdim. Alp erini öldürüp balbal kılı verdim. Elli yaşımda Tatabı boyları Kıtaydan ayrıldı [...]ka[...] Töngüker dağına
50BK3G15-8𐰴𐰆𐰍: 𐰾𐰭𐰇𐰤: 𐰉𐱁𐰑𐰆: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰾𐰇: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐱅𐰇𐰭𐰚𐰼: 𐱃𐰍𐰑𐰀: 𐱅𐰏𐰯: 𐱃𐰆𐰴𐰃𐰑𐰢: 𐰇𐰲: 𐰾𐰇𐰏: 𐰇𐰠𐰼𐱅𐰢: 𐰋𐰃𐰼: 𐱅𐰇𐰢𐰤: [...]𐰼𐰾𐰼[...]: 𐰇𐰚𐱅𐰢: 𐱃𐱃𐰉𐰃: [...]: KUG: sHün: BŞDU: tört: tümn: sü: klti: töHkr: TGDA: tgp: TOKIDM: üç: süg: ölrtm: bir: tümn: [...]rsr[...]: öktm: TTBI: [...]: KUG: SeÑÜN: BaŞadU: TÖRT: TÜMeN: SÜ: KeLTİ: TÖÑüKeR: TaGDA: TeGiP: TOKIDıM: ÜÇ [TÜMeN]: SÜG: ÖLüRTüM: BİR: TÜMeN: [...]eRSeR[...]: ÖKTüM: TaTaBI: [...]: Kuğ Paşa buyruğunda dört tümen er geldi. Töngüker dağında değip dokundum. Üç [tümen] eri öldürdüm. Bir tümen[ini] [...]ise [...] yola getirdim. Tatabı [...]
51BK3G15-9𐰇𐰠𐰼𐱅𐰃: 𐰆𐰞𐰍: 𐰆𐰍𐰞𐰢: 𐰍𐰺𐰯: 𐰖𐰸: 𐰉𐰆𐰞𐰲𐰀: 𐰸𐰆𐰍: 𐰾𐰭𐰇𐰤𐰏: 𐰉𐰞𐰉𐰞: 𐱅𐰃𐰚𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐰢𐰤: 𐱃𐰆𐰴𐰕: 𐰘𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰘𐰃𐰞: 𐱁𐰑: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐱃𐰸𐰆𐰕: 𐰘𐰃𐰏𐰼𐰢𐰃: 𐰘𐰃𐰞: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰃𐰠: 𐱃𐰆𐱃𐰑𐰢: 𐰆𐱃𐰕: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐰋𐰃𐰼[...]: ölrti: ULG: OGLM: GRP: Yq: BOLÇA: quG: sHüng: BLBL: tike: birtm: mn: TOKZ: ygrmi: yiL: ŞD: OLRTM: TquZ: yigrmi: yiL: KGN: OLRTM: il: TUTDM: OTZ: RTqI: bir[...]: ÖLüRTİ: ULuG: OGLuM: aGRıP: YOK: BOLÇA: KUG: SeÑÜNüG: BaLBaL: TİKE: BİRTiM: MeN: TOKuZ: YiGiRMİ: YIL: ŞaD: OLuRTuM: TOKUZ: YİGiRMİ: YIL: KaGaN: OLuRTuM: İL: TUTDuM: OTuZ: aRTUKI: BİR[...]: öldürdü. Ulu (büyük) oğlum ağrılanıp yok olunca Kuğ Paşa'yı balbal diki verdim. Ben dokuz yirmi (ondokuz) yıl şad oturdum. dokuz yirmi (ondokuz) yıl kağan oturdum. İl tuttum. Otuz artı bir[...]
52BK3G15-10𐱅𐰇𐰼𐰰𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢𐰀: 𐰘𐰏𐰤: 𐰨𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰆: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰯: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰃𐱃: 𐰘𐰃𐰞: 𐰆𐰣𐰨: 𐰖: 𐰞𐱃𐰃: 𐰆𐱃𐰕𐰴𐰀: 𐰆𐰲𐰀: 𐰉𐰺𐰑𐰃: 𐰞𐰍𐰕𐰃𐰤: 𐰘𐰃𐰞: 𐰋𐰃𐰾𐰨: 𐰖: 𐰘𐰃𐱅𐰃: 𐰆𐱃𐰕𐰴𐰀: 𐰖𐰆𐰍: 𐰼𐱅𐰇𐰼𐱅𐰢: 𐰉𐰆𐰴𐰍: 𐱃𐰆𐱃𐰸: [...]: türXme: BODNMA: ygn: Ca: KZGNU: birtm: BUCA: KZGNP: KHM: KGN: IT: yiL: oNC: Y: LTI: OTZKA: UÇA: BRDI: LGZin: yiL: bisC: Y: yiti: OTZKA: YOG: rtürtm: BUKG: TuTq: [...]: TÜRÜKüME: BODuNuMA: YiGiN: aNÇA: KaZGaNU: BİRTiM: BUNÇA: KaZGaNıP: KaNGıM: KaGaN: IT: YIL: ONuNÇ: aY: aLTI: OTuZKA: UÇA: BaRDI: LaGZIN: YIL: BiŞİNÇ: aY: YİTİ: OTuZKA: YOG: eRTÜRTüM: BUKaG: TUTUK: [...]: Türk'üme, boylarıma iyisini anca kazanı verdim. Bunca kazanıp babam kağan it (köpek) yılının onuncu ayının altı otuzda (yirmialtısında) uça vardı (öldü). Domuz yılının beşinci ayının yedi otuzunda (yirmiyedisinde) yoğ (tören) erdirdim (yaptırdım). Bukağ buyrukçu [...]
53BK3G15-11𐰴𐰭𐰃: 𐰠𐰃𐰾𐰇𐰤: 𐱃𐰖: 𐰾𐰭𐰇𐰤: 𐰉𐱁𐰑𐰆: 𐰋𐰃𐰾: 𐰘𐰇𐰕: 𐰼𐰤: 𐰚𐰠𐱅𐰃: 𐰸𐰆𐰴𐰞𐰴: 𐰇[...]: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰚𐰇𐰢𐰾: 𐰚𐰼𐰏𐰚𐰾𐰕: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰃: 𐰖𐰆𐰍: 𐰘𐰯𐰺𐰃𐰍: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐰯: 𐱅𐰃𐰚𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰃: 𐰲𐰃𐰦𐰣: 𐰃𐰍𐰲: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐰯: 𐰇𐰕: 𐰖𐰺𐱁[...]: KHİ: lisün: TY: sHün: BŞDU: bis: yüZ: rn: klti: qOKLK: ö[...]: LTUN: küms: krgksZ: klürti: YOG: ypRİG: klürp: tike: birti: ÇIJN: IGÇ: klürp: ÖZ: YRŞ[...]: KaÑI: LİSÜN: TaY: SeÑÜN: BaŞaDU: BİŞ: YÜZ: eReN: KeLTİ: KOKuLuK: Ö[...]: aLTUN: KÜMüŞ: KeRGeKSiZ: KeLÜRTİ: YOG: YıPaRIG: KeLÜRüP: TİKE: BİRTİ: ÇINDaN: IGaÇ: KeLÜRüP: ÖZ: YaRaŞ[...]: babası Lisün Tay Paşa başta, beş yüz eriyle geldi. Kokuluk ö[...] altun, gümüş gereğinden getirdi. Yoğ kokusu getirip diki verdi. Sandal ağacı getirip Öz (kendi) yaraş[...]
54BK3G15-12𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰽𐰲𐰃𐰤: 𐰸𐰆𐰞𐰴𐰴𐰃𐰤: 𐰖[...]: 𐰉𐰃𐰲𐰑𐰃: 𐰓𐰏𐰇: 𐰇𐰕𐰠𐰚: 𐱃𐰃𐰤: 𐰴𐰺𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐰚𐰇𐰚: 𐱅𐰘𐰭𐰃𐰤: 𐰽𐰣𐰽𐰕: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐰯: 𐰸𐰆𐰯: 𐰸𐰆𐱃𐰃: BOCe: BODN: SÇin: qULKKin: Y[...]: BIÇDI: dgü: öZlk: Tin: KRA: kisin: kök: tyHin: SNSZ: klürp: qoP: qOTI: BUNÇA: BODuN: SaÇIN: KULKaKIN: Ya[...]: BIÇDI: eDGÜ: ÖZLüK: ATIN: KaRA: KİŞİN: KÖK: TeYeÑİN: SaNSıZ: KeLÜRüP: KOP: KOTI: Bunca boylar saçını, kulağını, ya[nağını] biçti. iyi özlük (kendi) atını, kara samurunu, gök sincabını sayısız getirip hep koydu.
55BK3G15-13𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐱅𐰏: 𐱅𐰏𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐱃𐰢𐱁: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰽𐰉𐰢: 𐰴𐰭𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰃𐰦𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰢𐱃𐰃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐱃𐰺𐰑𐰆𐱁: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰚𐰇𐰠: 𐰲𐰆𐰺: 𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰆𐰞𐰖𐰆: 𐱁𐰑𐰯𐰃𐱃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰇𐰭𐰼𐰀: 𐱅𐰇𐰠𐰾: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰯𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐰣: tHri: tg: tgri: YRTMŞ: türX: bilge: KGN: SBM: KHM: türX: bilge: KGN: OLRTqIJA: türX: MTI: bglr: kisre: TRDUŞ: bglr: köl: ÇOR: BŞLYU: ULYU: ŞDPIT: bglr: öHre: töls: bglr: PA: TRKN: TeÑRİ: TeG: TeÑRİ: YaRaTMıŞ: TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: SaBıM: KaÑıM: TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: OLuRTuKINDA: TÜRÜK: aMTI: BeGLeR: KİSRE: TaRDUŞ: BeGLeR: KÖL: ÇOR: BaŞLaYU: ULaYU: ŞaDPIT: BeGLeR: ÖÑRE: TÖLiS: BeGLeR: aPA: TaRKaN: Tanrı dek Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağan, sözüm: Babam Türk Bilge Kağan oturduğunda Türk'ün şimdiki beğlerinden başka Tarduş beğleri, Köl Çor başta olarak, Şadpıt beğleri, önünde Tölis beğleri, Apa Tarkan
56BK3G15-14𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰆𐰞𐰖𐰆: 𐱁𐰑𐰯𐰃𐱃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰉𐰆[...]: 𐱃𐰢𐰣: 𐱃𐰺𐰴𐰣: 𐱃𐰆𐰣𐰖𐰸𐰸: 𐰉𐰆𐰖𐰞𐰀: 𐰉𐰍𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐰣: 𐰆𐰞𐰖𐰆: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸: [...]𐰃𐰲: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸𐰃: 𐰾𐰋𐰏: 𐰚𐰇𐰠: 𐰃𐰼𐰚𐰤: 𐰉𐱁𐰞𐰖𐰆: 𐰆𐰞𐰖𐰆: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰢𐱃𐰃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰼𐱅𐰭𐰇: BŞLYU: ULYU: ŞDPIT: bglr: BU[...]: TMN: TRKN: TONYqq: BOYLA: BGA: TRKN: ULYU: BUYRq: [...]İÇ: BUYRqi: sbg: köl: irkn: BŞLYU: ULYU: BUYRq: BUCA: MTI: bglr: KHM: KGNKA: rtHü: BaŞLaYU: ULaYU: ŞaDPIT: BeGLeR: BU[...]: TaMaN: TaRKaN: TONYUKUK: BOYLA: BaGA: TaRKaN: ULaYU: BUYRUK: [...]IÇ: BUYRUKI: SeBiG: KÖL: İRKiN: BaŞLaYU: ULaYU: BUYRUK: BUNÇA: aMTI: BeGLeR: KaÑıM: KaGaNKA: eRTiÑÜ: başta olarak şadpıt beğleri, bu[...] Taman Tarkan, Tonyukuk Boyla Bağa Tarkan ile buyruk [...]çı buyruğu Sebig Köl İrkin başta olarak buyruk(çu) bunca şimdiki beğler babam kağanı çok
57BK3G15-15𐰼𐱅𐰭𐰇: 𐱅𐰃: 𐰢𐰍: 𐰃𐱅𐰓𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃𐰤: 𐰼𐱅𐰭𐰇: 𐱅𐰃: 𐰢𐰍: 𐰃𐱅𐰓𐰃: 𐰇𐰏𐰓𐰃: [...]: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: [...]𐰲𐰀: 𐰍𐰃𐰺: 𐱃𐱁𐰃𐰍: 𐰖𐰆𐰍𐰣𐰢𐱁: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰍𐰞𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰃[...]𐰃𐰼𐱅𐰃: 𐰇𐰕𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰣𐰲𐰀: [...]: rtHü: ti: MG: itdi: türX: bglrin: BODNin: rtHü: ti: MG: itdi: ügdi: [...]: KHM: KGN: [...]ÇA: GIR: TŞIG: YOGNMŞ: türX: bGLr: BODN: İ[...]irti: ÖZME: BUNÇA: [...]: eRTiÑÜ: Tİ: eMiG: İTDİ: TÜRÜK: BeGLeRİN: BODuNIN: eRTiÑÜ: Tİ: eMiG: İTDİ: ÖGDİ: [...]: KaÑıM: KaGaN: [...]ÇA: aGIR: TaŞIG: YOGuNMıŞ: TÜRÜK: BeGLeR: BODuN: İ[...]İRTİ: ÖZüME: BUNÇA: [...]: çok de, yüce etti (yüceltti) Türk beğlerini, boylarına çok de, yüce etti, övdü. […] Babam kağan [...]ça ağır taşı kalınlaştırmış. Türk beğleri, boyları i[...]irdi. Özüme bunca [...]
58BK4K15-1𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐱅𐰏: 𐱅𐰭𐰼𐰃𐰓𐰀: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐱁: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰋𐰇𐰓𐰚𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰽𐰉𐰢𐰣: 𐱅𐰇𐰚𐱅𐰃: 𐰾𐰃𐰓: 𐰆𐰞𐰖𐰆: 𐰃𐰤: 𐰘𐰏𐰇𐰤𐰢: 𐰆𐰍𐰞𐰣𐰢: 𐰋𐰃𐰼𐰚𐰃: 𐰆𐰍𐱁𐰢: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢: 𐰋𐰃𐰼𐰘𐰀: 𐱁𐰑𐰯𐰃𐱃: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰘𐰃𐰺𐰖𐰀: 𐱃𐰺𐰴𐱃: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰆𐱃𐰕: 𐱃𐱃𐰺: 𐱃𐰸𐰆𐰕: 𐰆𐰍𐰕: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰉𐰆: 𐰽𐰉𐰢𐰤: 𐰓𐰏𐰇𐱅𐰃: 𐰾𐰃𐰓: 𐰴𐱃𐰍𐰑𐰃: 𐱅𐰃𐰭𐰞𐰀: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰚𐰇𐰤: tHri: tg: tHride: BOLMŞ: türX: bilge: KGN: bödke: OLRTM: SBMN: tükti: sid: ULYU: in: ygünm: OGLNM: birki: OGŞM: BODNM: birye: ŞDPIT: bglr: yIRYA: TRKT: BUYRq: bglr: OTZ: TTR: TquZ: OGZ: bglri: BODNI: BO: SBMn: dgüti: sid: KTGDI: tIHLA: ilgrü: kün: TeÑRİ: TeG: TeÑRİDE: BOLMuŞ: TÜRÜK: BİLGE: KaGaN: BÖDKE: OLuRTıM: SaBıMıN: TÜKeTİ: eŞİD: ULaYU: İN: YeGÜNüM: OGLaNıM: BİRiKİ: OGuŞuM: BODuNuM: BİRiYE: ŞaDPIT: BeGLeR: YIRıYA: TaRKaT: BUYRUK: BeGLeR: OTuZ: TaTaR: TOKUZ: OGuZ: BeGLeRİ: BODuNI: BU: SaBıMıN: eDGÜTİ: iŞİD: KaTıGDI: TIÑLA: İLGeRÜ: KÜN: Tanrı dek Tanrıda[n] olmuş Türk Bilge kağan böyle oturdum. Sözümü tüketene [dek] işit. En çok yeğenim, oğlum, bütün soyum, boylarım, Güney'deki Şadpıt beğleri, Kuzey'deki Tarkat buyruk beğleri, Otuz Tatar, Dokuz Oğuz beğleri, boyları bu sözümü iyice işit. Katıca dinle. Doğu'da gün
59BK4K15-2𐱃𐰆𐰍𐰽𐰴𐰭𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐰏𐰼𐰇: 𐰚𐰇𐰤: 𐰆𐰺𐱃𐰆𐰾𐰃𐰭𐰺𐰆: 𐰸𐰆𐰺𐰃𐰍𐰺𐰃: 𐰚𐰇𐰤: 𐰉𐱃𐰾𐰶𐰃𐰭𐰀: 𐰘𐰃𐰺𐰍𐰺𐰃: 𐱅𐰇𐰤: 𐰆𐰺𐱃𐰆𐰾𐰃𐰭𐰺𐰆: 𐰦𐰀: 𐰃𐰲𐰼𐰚𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰆𐰯: 𐰢𐰭𐰀: 𐰚𐰇𐰼𐰼: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰆𐰯: 𐰃𐱅𐰓𐰢: 𐰆𐰞: 𐰢𐱃𐰃: 𐰪𐰍: 𐰖𐰸: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰴𐰍𐰣: 𐰇𐱅𐰰𐰤: 𐰘𐰃𐱁: 𐰆𐰞𐰺𐰽𐰺: 𐰃𐰠𐱅𐰀: 𐰉𐰆𐰭: 𐰖𐰸: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐱁𐰦𐰆𐰭: 𐰖𐰕𐰃𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐱃𐰞𐰆𐰖𐰴𐰀: 𐰚𐰃𐰲𐰏: 𐱅𐰏𐰢𐰓𐰢: 𐰋𐰃𐰼𐰏𐰼𐰇: 𐱃𐰸𐰆𐰕: TOGSKHA: birgrü: kün: ORTUsIHRU: qURIGRI: kün: BTsQIHA: yIRGRI: tün: ORTUsIHRU: JA: içrki: BODN: KOP: MHa: körr: BUCA: BODN: KOP: itdm: OL: MTI: FG: Yq: türX: KGN: ötXn: yiş: OLRSR: ilte: BUH: Yq: ilgrü: ŞJUH: YZIKA: tgi: süldm: TLUYKA: kiçg: tgmdm: birgrü: TquZ: TOGSıKıÑA: BİRiGeRÜ: KÜN: ORTUSIÑaRU: KURIGaRI: KÜN: BaTSIKIÑA: YIRıGaRI: TÜN: ORTUSIÑaRU: aNDA: İÇReKİ: BODuN: KOP: MaÑA: KÖRüR: BUNÇA: BODuN: KOP: İTDiM: OL: aMTI: aYNıG: YOK: TÜRÜK: KaGaN: ÖTÜKeN: YIŞ: OLuRSaR: İLTE: BUÑ: YOK: İLGeRÜ: ŞaNTUÑ: YaZIKA: TeGİ: SÜLeDiM: TaLUYKA: KİÇiG: TeGMeDiM: BİRiGeRÜ: TOKUZ: doğusuna, Güney'de gün ortasına, Batı'da gün batısına, Kuzey'de gece ortasına, onların içindeki boylar hep bana görür (bağlı). Bunca boyları hep [düzen] ettim. O Şimdi onun gibisi yok. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa ilde tasa yok. Doğu'da Şantung ovasına değin süledim. Taluy'a geçip değmedim. Güney'de Dokuz
60BK4K15-3𐰼𐰾𐰤𐰚𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐱅𐰇𐰯𐰇𐱅𐰚𐰀: 𐰚𐰃𐰲𐰏: 𐱅𐰏𐰢𐰓𐰢: 𐰸𐰆𐰺𐰃𐰍𐰺𐰃: 𐰘𐰨𐰇: 𐰇𐰏𐰕[...]: 𐰚𐰲𐰀: 𐱅𐰢𐰼𐰴𐰯𐰍𐰴𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰘𐰃𐰺𐰍𐰺𐰆: 𐰘𐰼: 𐰉𐰖𐰺𐰸𐰆: 𐰘𐰃𐰼𐰃𐰭𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰾𐰇𐰠𐰓𐰢: 𐰉𐰆𐰣𐰨𐰀: 𐰘𐰃𐰼𐰚𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰖𐰆𐰺𐱃𐰑𐰢: 𐰇𐱅𐰰𐰤: 𐰘𐰃𐱁𐰑𐰀: 𐰘𐰃𐰏: 𐰃𐰓𐰃: 𐰼𐰢𐱁: 𐰃𐰠: 𐱃𐰆𐱃𐰽𐰴: 𐰘𐰃𐰼: 𐰇𐱅𐰰𐰤: 𐰘𐰃𐱁: 𐰼𐰢𐱁: 𐰉𐰆: 𐰘𐰃𐰼𐰓𐰃: 𐰆𐰞𐰺𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰋𐰃𐰼𐰠𐰀: 𐱅𐰇𐰕𐰠𐱅𐰢: 𐰞𐱃𐰆𐰣: 𐰚𐰇𐰢𐱁: 𐰃𐰾𐰏𐱅𐰃: rsnke: tgi: süldm: tüpütke: kiçg: tgmdm: qURIGRI: yCü: ögZ[...]: kçe: tmrKPGKA: tgi: süldm: yIRGRU: yr: BYRqU: yiriHe: tgi: süldm: BUNCA: yirke: tgi: YORTDM: ötXn: yIŞDA: yig: idi: rmş: il: TUTSK: yir: ötXn: yiş: rmş: BU: yirdi: OLRP: TBGÇ: BODN: birle: tüZltm: LTUN: kümş: isgti: eRSiNKE: TeGİ: SÜLeDiM: TÜPÜTKE: KİÇiG: TeGMeDiM: KURIGaRI: YiNÇÜ: ÖKüZ[...]: KeçE: TeMiRKaPıGKA: TeGİ: SÜLeDiM: YIRıGaRI: YiR: BaYıRKU: YİRİÑE: TeGİ: SÜLeDiM: BUNÇA: YİRKE: TeGİ: YORuTDıM: ÖTÜKeN: YIŞDA: YİG: İDİ: eRMiŞ: İL: TUTSıK: YİR: ÖTÜKeN: YIŞ: eRMiŞ: BU: YİRDE: OLuRuP: TaBGaÇ: BODuN: BİRLE: TÜZüLTüM: aLTUN: KÜMüŞ: İŞGiTİ: Ersin'e değin süledim. Tibet'e geçip değmedim. Batı'da İnci ırmağı[...](nı) geçip Demirkapı'ya değin süledim. Kuzey'de Yir Bayırku yerine değin süledim. Bunca yere değin yürüttüm. Ötüken ormanı yeğ iyi [yer] imiş il tutulacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin boyları ile tüzülttüm (anlaştım). Altunu, gümüşü, işlenmiş
61BK4K15-4𐰸𐰆𐱃𐰖: 𐰉𐰆𐰭𐰽𐰕: 𐰨𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐰇𐰼: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰽𐰉𐰃: 𐰾𐰇𐰲𐰃𐰏: 𐰍𐰃𐰾𐰃: 𐰘𐰃𐰢𐱁𐰴: 𐰼𐰢𐰾: 𐰾𐰇𐰲𐰃𐰏: 𐰽𐰉𐰣: 𐰘𐰃𐰢𐱁𐰴: 𐰍𐰃𐰤: 𐰺𐰯: 𐰃𐰺𐰴: 𐰉𐰑𐰣𐰍: 𐰨𐰀: 𐰖𐰍𐰆𐱃𐰃𐰼: 𐰼𐰢𐰾: 𐰖𐰍𐰺𐰆: 𐰸𐰆𐰦𐰸𐰑𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐰪𐰍: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰤: 𐰦𐰀: 𐰇𐰘𐰇𐰼: 𐰼𐰢𐰾: 𐰓𐰏𐰇: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰃𐰏: 𐰓𐰏𐰇: 𐰞𐰯: 𐰚𐰃𐰾𐰃𐰏: 𐰖𐰆𐰺𐱃𐰢𐰕: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰼: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰖𐰍𐰞𐰽𐰺: 𐰆𐰍𐱁𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰋𐰃𐰾𐰰𐰃𐰭𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰶𐰃𐰑𐰢𐰕: qUTY: BUHSZ: Ca: birür: TBGÇ: BODN: SBI: süçig: Gisi: yIMŞK: rms: süçig: SBN: yIMŞK: Gin: RP: IRK: BDNG: Ca: YGoTır: rms: YGRU: qOJqDA: kisre: FG: bilgn: JA: üyür: rms: dgü: bilge: kisig: dgü: LP: kisig: YORTMZ: rms: bir: kisi: YGLSR: OGŞI: BODNI: bisXiHe: tgi: QIDMZ: KUTaY: BUÑSuZ: aNÇA: BİRÜR: TaBGaÇ: BODuN: SaBI: SÜÇİG: aGISI: YIMŞaK: eRMiŞ: SÜÇİG: SaBıN: YIMŞaK: aGIN: aRıP: IRaK: BoDuNuG: aNÇA: YaGUTIR: eRMiŞ: YaGuRU: KONDUKDA: KİSRE: aYNıG: BİLiGiN: aNDA: ÖYÜR: eRMiŞ: ÜDGE: BİLGE: KİŞİG: eDGÜ: aLP: KİŞİG: YORITMAZ: eRMiŞ: BİR: KİŞİ: YaÑıLSaR: OGuŞI: BODUNI: BİŞÜKİÑE: TeGİ: KIDMaZ: ipeği tasasız anca verir. Çin boylarının sözü tatlı, ipeği yumuşak imiş. Tatlı sözü, yumuşak Ipeği [ile] aldatıp, ırak (uzak) boyları anca yaklaştırır imiş. Yaklaştırıp kondurduktan sonra kötü bilgilerini [o] anda düşünür imiş. İyi bilgili kişiyi, iyi alp kişiyi yürütmez imiş. Bir kişi yanılsa soyuna, boylarına, çocuklarına değin barındırmaz
62BK4K15-5𐰼𐰢𐰾: 𐰾𐰇𐰲𐰃𐰏: 𐰽𐰉𐰃𐰭𐰀: 𐰘𐰢𐱁𐰴: 𐰍𐰃𐰾𐰃𐰍𐰀: 𐰺𐱃𐰆𐰺𐰯: 𐰰𐰇𐰾: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐱅𐰏: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐰾𐰚𐰭: 𐰋𐰼𐰘𐰀: 𐰲𐰆𐰍𐰖: 𐰘𐰃𐱁: 𐱅𐰇𐰏𐰠𐱅𐰤: 𐰖𐰕𐰃: 𐰸𐰆𐰣𐰖𐰃𐰤: 𐱅𐰃𐰾𐰼: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐰾𐰚𐰏: 𐰦𐰀: 𐰪𐰍: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰨𐰀: 𐰉𐰆𐱁𐰍𐰆𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰃𐰺𐰴: 𐰼𐰾𐰼: 𐰖𐰉𐰞𐰴: 𐰍𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐰇𐰼: 𐰖𐰍𐰸: 𐰼𐰾𐰼: 𐰓𐰏𐰇: 𐰍𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐰇𐰼: 𐱅𐰃𐰯: 𐰨𐰀: 𐰉𐰆𐱁𐰍𐰆𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰠𐰏: rms: süçig: SBIHA: yMŞK: GIsIGA: RTURP: Xüs: türX: BODN: öltg: türX: BODN: ölskH: brye: ÇOGY: yiş: tügltn: YZI: qONYin: tisr: türX: BODN: ölskg: JA: FG: kisi: Ca: BOŞGURUR: rms: IRK: rsr: YBLK: GI: birür: YGq: rsr: dgü: GI: birür: tip: Ce: BOŞGURUR: rms: bilg: eRMiŞ: SÜÇİG: SaBıÑA: YıMŞaK: aGISIÑA: aRTURuP: ÖKÜŞ: TÜRÜK: BODuN: ÖLTüG: TÜRÜK: BODuN: ÖLSiKiÑ: BeRiYE: ÇOGaY: YIŞ: TÖGüLTüN: YaZI: KONaYIN: TİSeR: TÜRÜK: BODuN: ÖLSiKiG: aNDA: aYNıG: KİŞİ: aNÇA: BOŞGURUR: eRMiŞ: IRaK: eRSeR: YaBLaK: aGI: BİRÜR: YaGuK: eRSeR: eDGÜ: aGI: BİRÜR: TİP: aNÇA: BOŞGURUR: eRMiŞ: BİLiG: imiş. Tatlı sözüne, yumuşak ipeğine aldanıp çok Türk boyları, öldü. Türk boyları öleceksin. Güney'de Çoğay ormanına, Tögültün ovasına konayım dersen, Türk boyları öleceksin. [o] anda kötü kişi şöyle öğretir imiş: ırak isen kötü ipek verir, yakın isen iyi ipek verir. deyip, anca öğretir imiş. Bilgi
63BK4K15-6𐰋𐰃𐰠𐰢𐰕: 𐰚𐰃𐰾𐰃: 𐰆𐰞: 𐰽𐰉𐰍: 𐰞𐰯: 𐰖𐰍𐰺𐰆: 𐰉𐰺𐰯: 𐰇𐰚𐱁: 𐰚𐰃𐱁𐰃: 𐰇𐰠𐱅𐰏: 𐰆𐰞: 𐰘𐰼𐰏𐰼𐰇: 𐰉𐰺𐰽𐰺: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰇𐰠𐱅𐰲𐰃: 𐰾𐰤: 𐰇𐱅𐰇𐰚𐰤: 𐰘𐰃𐰼: 𐰆𐰞𐰺𐰯: 𐰺𐰴𐱁: 𐱅𐰃𐰼𐰚𐱁: 𐰃𐰽𐰺: 𐰤𐰭: 𐰉𐰆𐰭𐰍: 𐰖𐰸: 𐰇𐱅𐰰𐰤: 𐰘𐰃𐱁: 𐰆𐰞𐰺𐰽𐰺: 𐰋𐰭𐰏𐰇: 𐰃𐰠: 𐱃𐰆𐱃𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰲𐰃: 𐰾𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰸𐰺𐰴𐰴: 𐰾𐰤: 𐰀𐰲𐰾𐰺: 𐱃𐰆𐰽𐰴: 𐰇𐰢𐰕: 𐰾𐰤: 𐰋𐰃𐰼: 𐱃𐰆𐰑𐰽𐰺: 𐰀𐰲𐰾𐰴: 𐰇𐰢𐰕: 𐰾𐰤: 𐰦𐰍𐰭𐰣: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰃𐰏𐰓𐰢𐱁: 𐰴𐰍𐰣𐰭𐰣:bilmZ: kisi: OL: SBG: LP: YGRU: BRP: ökş: kişi: öltg: OL: yrgrü: BRSR: türX: BODN: öltçi: sn: ötükn: yir: OLRP: RKŞ: tirkş: ISR: nH: BUHG: Yq: ötXn: yıŞ: OLRSR: bHgü: il: TUTA: OLRTÇI: sn: türX: BODN: TqRKK: sn: AÇsR: TOSK: ömZ: sn: bir: TODSR: AÇsK: ömZ: sn: JGHN: üçün: igdmş: KGNHN: BİLMeZ: KİŞİ: OL: SaBıG: aLıP: YaGuRU: BaRıP: ÖKüŞ: KİŞİ: ÖLTüG: OL: YiRGerÜ: BaRSaR: TÜRÜK: BODuN: ÖLTeÇİ: SeN: ÖTÜKeN: YİR: OLuRuP: aRKıŞ: TİRKiŞ: ISaR: NeÑ: BUÑuG: YoK: ÖTÜKeN: YIŞ: OLuRSaR: BeÑGÜ: İL: TUTA: OLuRTaÇI: SeN: TÜRÜK: BODuN: TOKuRKaK: SeN: AÇSaR: TOSıK: ÖMeZ: SeN: BİR: TODSaR: AÇSıK: ÖMeZ: SeN: aNTaGıÑıN: ÜÇÜN: İGiDMiŞ: KaGaNıÑıN: bilmez kişi o sözü alıp (kanıp) yakına varıp çok kişi öldü. O yerlere varsan, Türk boyları ölecek[sin] sen. Ötüken yerinde oturup katar, gezgin gönderirsen, nice tasan yok. Ötüken ormanına otursan sonsuz il tutarak oturacaksın. sen Türk boyları, toksan sen açlığı, tokluğu düşünmezsin. sen Bir doyarsan açlığı düşünmezsin. sen Öyle olduğun için eğitmiş kağanının
64BK4K15-7𐰽𐰉𐰃𐰤: 𐰞𐰢𐱃𐰃𐰤: 𐰘𐰃𐰼: 𐰽𐰖𐰆: 𐰉𐰺𐰑𐰍: 𐰴𐰆𐰯: 𐰦𐰀: 𐰞𐰴𐰦𐰍: 𐰺𐰞𐱃𐰍: 𐰦𐰀: 𐰴𐰞𐰢𐱁𐰃: 𐰘𐰃𐰼: 𐰽𐰖𐰆: 𐰸𐰆𐰯: 𐱃𐰆𐰺𐰆: 𐰇𐰠𐰇: 𐰖𐰆𐰺𐰖𐰆𐰺: 𐰼𐱅𐰏: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸𐰃𐰤: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰸𐰆𐱃𐰢: 𐰉𐰺: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐰯: 𐰖𐰸: 𐰲𐰃𐰍𐰪: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰸𐰆𐰯: 𐰸𐰆𐰉𐰺𐱃𐰑𐰢: 𐰲𐰃𐰍𐰪: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰉𐰖: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰕: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰰𐰇𐱁: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰕𐰆: 𐰉𐰆: SBin: LMTin: yir: SYU: BRDG: KOP: JA: LKJG: RLTG: JA: KLmşı: yir: SYU: qoP: TORU: ülü: YORYOR: rtg: tHri: YRLKDqin: üçün: öZm: qUTM: BR: üçün: KGN: OLRTM: KGN: OLRP: Yq: ÇIGF: BODNG: qoP: qUBRTDM: ÇIGF: BODNG: BY: KIVM: Z: BODNG: Xüş: KIVM: ZU: BU: SaBIN: aLMaTIN: YİR: SaYU: BaRDıG: KOP: aNDA: aLKıNTıG: aRıLTıG: aNDA: KaLMıŞI: YİR: SaYU: KOP: TORU: ÖLÜ: YORıYUR: eRTiG: TeÑRİ: YaRLıKaDUKIN: ÜÇÜN: ÖZüM: KUTuM: BaR: ÜÇÜN: KaGaN: OLuRTuM: KaGaN: OLuRuP: YOK: ÇIGaYN: BODuNuG: KOP: KUBRaTDıM: ÇIGaYN: BODuNuG: BaY: KILDıM: aZ: BODuNuG: ÖKÜŞ: KILDıM: aZU: BU: sözünü Almadın (dinlemedin) her yere Vardın. (gittin) Hep [o] anda yittin, yok oldun. [o] anda kalmışı her yere hep incelerek, ölerek yürüyor idiler. Tanrı buyurduğu için, kendimin kutu var olduğu için kağan oturdum. Kağan oturup yok yoksul boyları hep toplattım. Yoksul boyları varlıklı kıldım. Az boyları çok kıldım. Yoksa bu
65BK4K15-8𐰽𐰉𐰢𐰑𐰀: 𐰃𐰏𐰓: 𐰉𐰺: 𐰍𐰆: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰉𐰆𐰣𐰃: 𐰾𐰃𐰓𐰭: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐱅𐰃𐰼𐰯: 𐰃𐰠: 𐱃𐰆𐱃𐰽𐰴𐰭𐰣: 𐰉𐰆𐰦𐰀: 𐰆𐰺𐱃𐰢: 𐰖𐰭𐰞𐰯: 𐰇𐰠𐰾𐰚𐰭𐰤: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰦𐰀: 𐰆𐰺𐱃𐰢: 𐰤𐰭: 𐰤𐰭: 𐰽𐰉𐰢: 𐰼𐰾𐰼: 𐰋𐰭𐰏𐰇: 𐱃𐱁𐰴𐰀: 𐰆𐰺𐱃𐰢: 𐰭𐰺: 𐰚𐰇𐰼𐰇: 𐰋𐰃𐰠𐰭: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰢𐱃𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰋𐰇𐰓𐰚𐰀: 𐰚𐰇𐰼𐰏𐰢𐰀: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐰏𐰇: 𐰖𐰭𐰡𐰲𐰃: 𐰾𐰃𐰕: 𐰴𐰭𐰢: SBMDA: igd: BR: GU: türX: bglr: BODN: BUNI: sidH: türX: BODNG: tirp: il: TUTSKHN: BUJA: URTM: YHLP: ölskHn: yme: BUJA: URTM: nH: nH: SBM: rsr: bHgü: TŞKA: URTM: HR: körü: bilH: türX: MTI: BODN: bglr: bödke: kürgme: bglr: gü: YHVÇI: siZ: KHM: SaBıMDA: İGiD: BaR: GU: TÜRÜK: BeGLeR: BODuN: BUNI: eŞİDiÑ: TÜRÜK: BODuNuG: TİRiP: İL: TUTSıKıÑıN: BUNDA: URTuM: YaÑıLıP: ÖLSiKiÑiN: YiME: BUNDA: URTuM: NeÑ: NeÑ: SaBıM: eRSeR: BeÑGÜ: TaŞKA: URTuM: aÑaR: KÖRÜ: BİLiÑ: TÜRÜK: aMTI: BODuN: BeGLeR: BÖDKE: KÖRüGME: BeGLeR: GÜ: YaÑıLTaÇI: SİZ: KaÑıM: sözümde yalan var mı? Türk beğleri, boyları, bunu işitin: Türk boylarını toplayıp il tutacağını burada vurdum. (taşa yazdım) Yanılıp öleceğini yine burada vurdum. Nice nice sözüm varsa Sonsuz taşa vurdum. Onu görüp bilin. Türk'ün şimdiki boyları, beğleri, böyle buyruğumdaki beğler [olarak] mi yanılacaksınız siz? Babam
66BK4K15-9𐰴𐰍𐰣: 𐰲𐰢: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰃𐰦𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭𐰑𐰴𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰃𐱅𐰢𐰾[...]: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰘𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰸𐰢𐰀: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭𐰑𐰴𐰃: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰍: 𐰃𐱅𐰓𐰢: 𐰘𐰺𐱅𐰓𐰢: [...]𐰃[...]: 𐰴𐰃𐰡𐰢: 𐰢𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰣𐰴𐰀: 𐰴𐰕𐰢𐰃𐰣: [...]: 𐰼𐱅𐰃𐰭𐰇: 𐰆𐰞𐰍: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰤: 𐰞𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰏𐰾: 𐰴𐰍𐰣: KGN: çm: KGN: OLRTqIJA: tört: BOLHDKI: BODNG: BOCe: itms[...]: tHri: yRLKDq: üçn: üZm: OLRTqmA: tört: BOLHDKI: BODNG: itdm: yRtdM: [...]i[...]: KIvM: mn: türgs: KGNKA: KZmiN: [...]: rtiHü: ULG: türün: LI: birtm: türgs: KGN: KaGaN: eÇiM: KaGaN: OLuRTUKINDA: TÖRT: BULuÑDaKI: BODuNıG: BUNÇA: İTMiŞ[...]: TeÑRİ: YaRLıKaDUK: ÜÇüN: ÖZüM: OLuRTUKuMA: TÖRT: BULuÑDaKI: BODuNıG: İTDiM: YeReTDiM: [...]İ[...]: KILDıM: MeN: TÜRGiŞ: KaGaNKA: KıZıMIN: [...]: eRTİÑÜ: ULuG: TÖRÜN: aLI: BİRTiM: TÜRGiŞ: KaGaN: kağan, amcam kağan oturduğunda dört yandaki boyları bunca [düzen] etmiş. [...] Tanrı istediği için özüm oturduğumda dört yandaki boyları [düzen] etdim, yarattım. [...]i[...] kıldım ben. Türgiş kağanına kızımı […] çok ulu tören [ile] alı verdim. Türgiş kağanının
67BK4K15-10𐰶𐰃𐰕𐰃𐰣: 𐰼𐱅𐰃𐰭𐰇: 𐰆𐰞𐰍: 𐱅𐰇𐰘𐰇𐰤: 𐰆𐰍𐰞𐰢𐰀: 𐰞𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: [...]: 𐰼𐱅𐰃𐰭𐰇: 𐰆𐰞𐰍: 𐱅𐰇𐰘𐰇𐰤: 𐰞𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐰖[...]𐱅: 𐰼𐱅𐰇𐰼𐱅𐰢: [...]: 𐰉𐱁𐰞𐰍𐰍: 𐰘𐰇𐰚𐰦𐰼𐱅𐰢: 𐱅𐰃𐰕𐰠𐰏𐰏: 𐰾𐰇𐰚𐰼𐱅𐰢: 𐰇𐰕𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰽𐰺𐰀: 𐰘𐰼: 𐰖𐰺𐰞𐰴𐰑𐰸: 𐰇𐰲𐰤: QIZIN: rtiHü: ULG: tüyün: OGLMA: LI: birtm: [...]: rtiHü: ULG: tüyün: LI: birtm: Y[...]t: rtürtm: [...]: BŞLGG: yükJrtm: tiZlgg: sükrtm: üZe: tHri: SRA: yr: YRLKDq: üçn: KIZIN: eRTİÑÜ: ULuG: TÖRÜN: OGLıMA: aLI: BİRTiM: [...]: eRTİÑÜ: ULuG: TÖRÜN: aLI: BİRTiM: Ya[...]T: eRTÜRTüM: [...]: BaŞLıGıG: YÜKüNTüRTüM: TİZLiGiG: SÖKüRTüM: ÜZE: TeÑRİ: aSRA: YiR: YaRLıKaDUK: ÜÇüN: kızını çok ulu törenle oğluma alı verdim. [...] çok ulu törenle alı verdim. Ya[...] [...]t erdirdim. […] Başlıyı [baş] eğdirttim. Dizliyi [diz] çöktürttüm. Üstte Tanrı, altta yer istediği için
68BK4K15-11𐰚𐰇𐰕𐰤: 𐰚𐰇𐰼𐰢𐰓𐰰: 𐰸𐰆𐰞𐰴𐰴𐰣: 𐰾𐰓𐰢𐰓𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢𐰣: 𐰃𐰠𐰏𐰼𐰇: 𐰚𐰇𐰤: 𐱃𐰆𐰍𐰽𐰴𐰭𐰀: 𐰋𐰃𐰼𐰏𐰼𐰇: [...]𐰴𐰀: 𐰸𐰆𐰺𐰍𐰺𐰆: [...]: 𐰽𐰺𐰃𐰍: 𐰞𐱃𐰆𐰣𐰃𐰤: 𐰇𐰼𐰭: 𐰚𐰇𐰢𐱁𐰃𐰤: 𐰶𐰃𐰺𐰍𐰍𐰞𐰍: 𐰸𐰆𐱃𐰖𐰃𐰤: 𐰚𐰃𐰤𐰠𐰏: 𐰾𐰏𐱅𐰃𐰾𐰃𐰤: 𐰇𐰕𐰠𐰚: 𐱃𐰃𐰤: 𐰑𐰍𐰺𐰃𐰤: 𐰴𐰺𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰃𐰤: küZn: kürmdX: qOLKKN: sdmdX: BODNMN: ilgrü: kün: TUGSKHA: birgrü: [...]KA: qURGRU: [...]: SRIG: LTUNın: ürH: kümşin: QIRGGLG: qUTYin: kinlg: sgtisin: öZlk: Tin: DGRin: KRA: kisin: KÖZüN: KÖRMeDüK: KULKaKıN: eŞiDMeDüK: BODuNuMuN: İLGeRÜ: KÜN: TOGSıKıÑA: BİRiGeRÜ: [...]KA: KURıGaRU: [...]: SaRIG: aLTUNIN: ÜRüÑ: KÜMüŞİN: KIRGaGLıG: KUTaYIN: KİNLiG: iŞGiTİSİN: ÖZLüK: aTIN: aDGıRIN: KaRA: KİŞİN: gözün görmediği, kulağın işitmediği boylarımı, Doğu'da gün doğusuna, Güney'de [...], [...]ka, Batı'da [...] Sarı altınını, ak gümüşünü, işlenmiş ipeğini, ipek bezini, binek atını, aygırını, kara samurunu,
69BK4K15-12𐰚𐰇𐰚: 𐱅𐰘𐰭𐰃𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢𐰀: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰆: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: 𐰃𐱅𐰃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: [...]: 𐰉𐰆𐰭𐰽𐰕: 𐰴𐰃𐰡𐰢: [...]: [...]𐰼𐱅𐰃: 𐰼𐰚𐰠𐰏: [...]: 𐰨𐰀: 𐱅𐰇𐰢𐰤: 𐰆𐰍𐰞𐰃: [...]𐰖𐰀: 𐰞𐰢𐰤: [...]𐰇𐰤: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰏: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰦𐰀: [...]: kük: tyHin: türXme: BODNMA: KZGNU: birtm: iti: birtm: [...]: BUHSZ: KIVM: [...]: [...]rti: rklg: [...]: Ca: tümn: OGLI: [...]YA: Lmn: [...]ün: bglrg: BODNJA: [...]: KÖK: TeYeÑİN: TÜRÜKüME: BODuNuMA: KaZGaNU: BİRTİM: İTİ: BİRTiM: [...]: BUÑSuZ: KILTıM: [...]: [...]RTİ: eRKLiG: [...]: aNÇA: TÜMeN: OGLI: [...]YA: aLMıN: [...]ÜN: BeGLeRiG: BODuNuNDA: [...]: gök sincabını Türk'üme boylarıma kazanı verdim, edi verdim. [...] sıkıntısız kıldım. [...] [...]rdi. Erkli [...] onca tümen (onbinlerce) oğlu [...]ya almın? [...]ün beğleri, boylarına [...]
70BK4K15-13𐰘𐰢𐰀: 𐰃𐰏𐰓𐰭: 𐰢𐰏𐱅𐰢𐰭: 𐱃𐰆𐰞𐰍𐱃𐰢𐰭: 𐰆𐰞𐰺𐱃𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰋𐰏𐰠𐰼: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰢: [...]: 𐱃: 𐰋𐰃𐰼𐱅𐰢: [...]𐰇[...]: 𐰢𐱃𐰃𐰴𐰀: 𐱃𐱁𐰍: [...]𐰇𐰼[...]: 𐰴𐰕𐰍𐰣𐰢𐰾: 𐰍𐰃𐰢𐰃𐰤: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣: [...]𐰃: 𐰉𐰆: 𐰴𐰍𐰣𐰭𐰑𐰀: 𐰉𐰆: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰏𐰓𐰀: [...]: [...]: 𐰽𐰆𐰉𐰭𐰑𐰀: 𐰑𐰺𐰞𐰢𐰽𐰺: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰦𐰀: yme: igdH: mgtmH: TOLGTMH: OLRTM: türX: bglr: türX: BODNM: [...]: T: birtm: [...]Ü[...]: MTIKA: TŞG: [...]ür[...]: KZGNms: GIMin: türX: BODN: [...]I: BU: KGNHDA: BU: bglrgde: [...]: [...]: SUBHDA: DRLMSR: türX: BODNJA: YiME: İGiDiÑ: eMGeTMeÑ: TOLGaTMaÑ: OLuRTuM: KÜRÜT: BeGReL: KÜRÜT: BODuNuM: [...]: aT: BİRTiM: [...]Ü[...]: aMTIKA: TaŞıG: [...]ÜR[...]: KaZGaNMıŞ: aGIMIN: TÜRÜK: BODuN: [...]I: BU: KaGaNıÑDA: BU: BeGLeRiGDE: [...]: [...]: SUBuÑDA: aDRıLMaSaR: TÜRÜK: BODuNuNTA: yine besleyip, üzmeden, incitmeden oturdum. Türk beğleri, Türk boylarıma [...] at verdim, [...]ü[...] Şimdiki taşı [...]ür[...] kazanıp, yücelten, Türk boyları, […] bu kağanından, bu beğlerinden, […] […] suyundan ayrılmazsan, Türk boylarında
71BK4K15-14𐰇𐰕𐰭: 𐰓𐰏𐰇: 𐰚𐰇𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰾𐰤: 𐰋𐰏𐰀: 𐰚𐰃𐰼𐱅𐰲𐰃: 𐰾𐰤: 𐰉𐰆𐰭𐰽𐰕: 𐰉𐰆𐰡𐰲𐰃: 𐰾𐰤: 𐰦𐰀: 𐰚𐰃𐰾𐰼𐰀: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰴𐰍𐰦𐰀: 𐰋𐰓𐰕𐰲𐰃𐰏: 𐰸𐰆𐰯: 𐰚𐰠𐰇𐰼𐱅𐰢: 𐰢𐰤𐰭: 𐰽𐰉𐰢𐰣: 𐰾𐰃𐰢𐰑𐰃: 𐰃𐰲𐰼𐰚𐰃: 𐰋𐰓𐰕𐰲𐰃𐰏: 𐰃𐱃𐰃: 𐰭𐰺: 𐰑𐰨𐰍: 𐰉𐰺𐰴: 𐰖𐰺𐱃𐰓𐰢: 𐰃𐰲𐰃𐰤: 𐱃𐱁𐰃𐰤: 𐰑𐰨𐰍: 𐰋𐰓𐰕: 𐰆𐰺𐱃𐰆𐰺𐱃𐰢: 𐱃𐱁: 𐱃𐰆𐰶𐰃𐱃𐱃𐰢: 𐰚𐰇𐰭𐰠𐱅𐰚𐰃: 𐰽𐰉𐰢𐰣: 𐰆𐰺𐱃𐰆𐰺𐱃𐰢: öZH: dgü: körtçi: sn: bge: kirtçi: sn: BUHSZ: BOVÇI: sn: JA: kisre: TBGÇ: KGJA: bdZçig: qop: klürtm: mnH: SBMN: sIMDI: içrki: bdZçig: ITI: HR: DCG: BRK: YRTdm: için: TŞin: DCG: bdZ: uRTURTM: TŞ: TOQITTM: küHltkİ: SBMN: URTURTM: ÖZüÑ: eDGÜ: KÖRTeÇİ: SeN: eBiÑE: KİRTeÇİ: SeN: BUÑSuZ: BOLDaÇI: SeN: aNDA: KİSRE: TaBGaÇ: KaGaNDA: BeDiZÇİG: KOP: KeLÜRTüM: MeNiÑ: SaBıMıN: SIMaDI: İÇReKİ: BeDiZÇİG: ITI: aÑaR: aDıNÇıG: BaRK: YaRaTıDıM: İÇİN: TaŞIN: aDıNÇıG: BeDiZ: URTURTuM: TaŞ: TOKITTıM: KÖÑüLKeTİ: SaBıNıM: URTURTuM: özünde iyilik göreceksin. sen Evine girebileceksin. sen Sıkıntısız olacaksın. sen [o] andan sonra Çin kağanından süsleyiciyi hep getirttim. Benim sözümü kırmadı. Içerdeki (kendi) süsleyicisi idi. Ona görülmemiş anıt yaptırttım. İçine dışına görülmemiş süs vurdurttum. Taş yazdırttım. Gönüldeki sözümü vurdurttum.
72BK4K15-15𐰆𐰣: 𐰸: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐰭𐰀: 𐱃𐱃𐰃𐰭𐰀: 𐱅𐰏𐰃: 𐰉𐰆𐰣𐰃: 𐰚𐰇𐰼𐰇: 𐰋𐰃𐰠𐰭: 𐰋𐰭𐰏𐰇: 𐱃𐱁: 𐱃𐰸𐰃𐱃𐰑𐰢: [...]: 𐱃𐰸𐰃𐱃𐰑𐰢: 𐰋𐰃𐱅𐰃𐰓𐰢: [...]: 𐰆𐰞: 𐱃𐱁: 𐰉𐰺𐰴𐰃𐰤: [...]: ON: q: OGLIHA: TTIHA: tgi: BUNI: körü: bilH: bHgü: TŞ: TqITDM: [...]: TqITDM: bitidm: [...]: OL: TŞ: BRKin: [...]: ON: oK: OGLIÑA: TaTIÑA: TeGİ: BUNI: KÖRÜ: BİLiÑ: BeÑGÜ: TaŞ: TOKITDıM: [...]: TOKITDıM: BİTİDiM: [...]: OL: TaŞ: BaRKIN: [...]: On Ok oğluna, yabancılara değin bunu görüp bilin. Sonsuz (ebedi) taş dokuttum. […] dokuttum. yazdırdım, […] O taş barkını [...]
73BK5B9-1[...]𐰇𐰕𐰀[...]: [...]üzE[...]: [...]ÜZE[...]: [...]üstte[...]
74BK5B9-2𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰆𐰲𐰀: 𐰉𐰺𐰑𐰃: bilge: KGN: UÇA: BRDI: BİLGE: KaGaN: UÇA: BaRDI: Bilge Kağan uça (ruhu uçuverdi) vardı (öldü)
75BK5B9-3𐰖𐰖: 𐰉𐰆𐰞𐰽𐰺: 𐰇𐰕𐰀: 𐱅𐰭𐰼𐰃: YY: BOLSR: üZe: tHri: YaY: BOLSaR: ÜZE: TeÑRİ: yaz olsa, üstte Tanrı
76BK5B9-4𐰚𐰇𐰋𐰼𐰏𐰾𐰃: 𐱅𐰼𐰲𐰀: 𐰨𐰀: 𐱃𐰴𐰃: kübrgsi: trçe: CA: TKI: KöBüRGeSİ: öTeRÇE: aNÇA: TaKI: davulu öter gibi, anca dahi
77BK5B9-5𐱃𐰍𐰑𐰀: 𐰾𐰃𐰍𐰆𐰣: 𐱅𐰾𐰼: 𐰨𐰀: TGDA: siGUN: tsr: Ca: TaGDA: SIGUN: öTSeR: aNÇA: dağda yaban geyiği ötse, anca
78BK5B9-6𐰽𐰴𐰣𐰆𐰺: 𐰢𐰤: 𐰴𐰭𐰢: 𐰴𐰍𐰣: SKNUR: mn: KHM: KGN: SaKıNUR: MeN: KaÑıM: KaGaN: üzülüyorum. ben Babam kağan
79BK5B9-7𐱃𐱁𐰃𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐰴𐰍𐰣: TŞin: öZM: KGN: TaŞIN: ÖZüM: KaGaN: taşını özüm kağan [...]
80BK5B9-8[...]: [...]: [...]: [...]
81BK5B9-9[...]: [...]: [...]: [...]
82BK6GB1-1[...]𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰋𐰃𐱅𐰏𐰃𐰤: 𐰖𐰆𐰞𐰍: 𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰋𐰃𐱅𐰓𐰢: 𐰉𐰆𐰨𐰀: 𐰉𐰺𐰴𐰍: 𐰋𐰓𐰕𐰏: 𐰆𐰕𐰍: [...]𐰴𐰍𐰣: 𐱃𐰃𐰾𐰃: 𐰖𐰆𐰞𐰍: 𐱅𐰃𐰏𐰤: 𐰢𐰤: 𐰖: 𐰺𐱃𐰸𐰃: 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰚𐰇𐰤: 𐰆𐰞𐰺𐰯: 𐰋𐰃𐱅𐰃𐰓𐰢: 𐰋𐰓𐰕𐱅𐰢: 𐰖𐰍[...]: [...]bilge: KGN: bitgin: YOLG: tign: bitdm: BUCA: BRKG: bdZg: UZG: [...]KGN: Tisi: YOLG: tign: mn: Y: RTqI: tört: kün: OLRP: bitidm: bdZtm: YG[...]: [...]BİLGE: KaGaN: BİTiGİN: YOLuG: TİGiN: BİTiDiM: BUNÇA: BaRKıG: BeDiZiG: UZuG: [...]KaGaN: aTISI: YOLuG: TİGiN: MeN: aY: aRTUKI: TÖRT: KÜN: OLuRuP: BİTİDiM: BeDiZeTiM: YaG[...]: Bilge[...] Kağan'ın yazısını Yolluğ Tigin [ben] yazdım. Bunca anıtı, süsü, bezemeyi Kağan[ın] yeğeni Yoluğ Tigin ben [bir] ay, artı dört gün oturup yazdım, süsledim. Yağ[...] 

Devamı...
Gönderen BabaHoroz on 20 Nisan 2012 Cuma
0 yorum
categories: | edit post